Verginin üç kaynağı vardır. 1.Gelir, 2.Harcama. 3.Servet. Vergiler bu üç matrahtan hesaplanır. Adı (vergi, rüsum veya harç) ne olursa olsun, kimden (firmadan, kurumdan, satıcıdan, alıcıdan işverenden) devletin topladığı paranın kaynağı “son tahlilde” halktır. Ödeyen halk olduğuna göre devlet harcamaların lehtarı da halk olmalıdır. Vergi toplamada adaletten daha önemli olan vergi gelirlerinin adil harcanmasıdır. Yani bunlardan kimlerin ne kadar yararlandığıdır. Hızlı kalkınma sürecine girmek isteyen bir ülkede, yatırımların (tasarrufun) artması için, insanların gelir elde etme azminin değil, tüketim eğiliminin frenlenmesi gerekir. Beyanname üzerinden alınan gelir vergisi (stopajla toplanan gelir vergisi, gelir değil, istihdam vergisidir) oranının artması, tüketimi değil, tasarrufu azaltır. Harcamalar üzerinden alınan dolaylı vergiler (KDV, ÖTV vs) söylendiği gibi herkesten eşit miktarda alınmaz. Bu vergilerin oran ve matrahları “çok ve lüks madde tüketenden çok, az ve zaruri madde tüketenden az” alınacak şekilde ayarlanır. Başta emlak ve özellikle ikinci ev (yazlıklar) ile binek arabaları üzerinden alınan servet vergilerini artırmanın bu bağlamda faydası çoktur.