Edebiyat tarihinin unutulmaz sekiz açılış cümlesi

Öyle kitaplar vardır ki 800 sayfa da olsa önce açılış cümlesiyle anılır. 

Mesela şu: “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Kitabı okuyan-okumayan hemen herkesin zihninde ‘Anna Karenina’ belirir. 

Veya şu: “Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında…” Yine herkes bilir ki, “kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

Fotoğraflar: Wikipedia

Bir romanın açılış cümlesi, tıpkı sabah uyanınca “Bugün nasıl hissediyorum?” diye sormaya benzer. Yanıt neyse, muhtemelen o gün de öyle geçecektir. 

Bazı romanların ilk cümlesiyse absürtlüklerin habercisidir. Mesela yazar Alper Canıgüz, ‘Oğullar ve Rencide Ruhlar’ romanına şöyle başlar: “Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.”

Forbes’un ‘en meşhur roman açılışları’ derlemesinde Türkiye’den bir yazar yok, kabul, yine de bu liste usta kalemlerle dolu: Kurt Vonnegut, Sylvia Plath, Charles Dickens, Hunter S. Thompson…

İşte edebiyat tarihinin en meşhur sekiz açılış cümlesi:

“Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin mutsuzluğu ise kendine özgüdür.” – Lev Nikolayeviç Tolstoy, Anna Karenina (1878)

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910)

Tolstoy’un bu giriş cümlesinde evrensel bir hakikat var. Okur hangi dili konuşuyor olursa olsun, Rus yazarın ne demek istediğini bir çırpıda anlar, hisseder. Tolstoy sıradan bir Yeşilçam filmine bile uyarlanabilecek bir yasak aşk hikayesini ensesinden yakalar, sonra 19’uncu yüzyılın toplumsal normlarıyla bireysel arzuları arasındaki gelgitleri ince ince işler. 

Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan okunabilir.

“Az çok gerçek bir hikaye bu.” – Kurt Vonnegut, Mezbaha No. 5 (1969)

Kurt Vonnegut (1922-2007)

Birçok yazar güvenilmez bir anlatıcıyı tanıtırken temkinli davranır. Amerikalı yazar Vonnegut başka. Çünkü o daha ilk cümleden anlatılacakların tamamen uydurma olabileceğini açık eder. Kitabın güvenilmez anlatıcısı Billy Pilgrim, İkinci Dünya Savaşı’nın travmalarıyla boğuşan, gerçeklikten ve doğrusal zaman algısından kopmuş bir askerdir.

Kurt Vonnegut’un ‘Mezbaha No. 5’ romanı Can Yayınları’ndan okunabilir.

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” – Franz Kafka, Dönüşüm (1915)

Franz Kafka (1883-1924)

Bir novellanın ana fikrini tek bir cümlede bu kadar iyi toparlayan başka örnek zor bulunur. Gregor bir gecede, bir sebepten böceğe dönüşmüştür ve şüphesiz bunu okuyan herkes sebebini merak eder. 

Çek yazar Kafka, eserini şöyle anlatıyor: 

“Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var… Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay.”

Franz Kafka’nın Dönüşüm’ü Can Yayınları’ndan okunabilir. 

“Pırıl pırıl soğuk bir Nisan günüydü, saatler 13’ü vuruyordu.” – George Orwell, 1984 (1949)

George Orwell (1903-1950)

İlk bölümdeki sakin ve serin bahar günü tasviriyle ikinci bölümdeki ‘saatlerin on üçü vurması’ gibi imkansız bir durumun tezatlığı, Orwell’in distopik romanı için gayet yerinde bir başlangıç. 

Meşhur “Büyük Birader seni izliyor” cümlesinin nereden geldiğini merak edenler, kitabı Can Yayınları’ndan okuyabilir.

“Uyuşturucular etkisini göstermeye başladığında çölün dibindeki Barstow’da bir yerdeydik.” – Hunter S. Thompson, Las Vegas’ta Korku ve Nefret (1971)

Hunter S. Thompson (1937-2005)

Amerikalı çılgın yazar ve gazeteci Hunter S. Thompson’ın bu romanında, anlatıcı iki farklı yolculuğa çıkar: Biri uyuşturucularla zihinsel yolculuk, diğeri çölün derinliklerine doğru fiziksel seyahat. Roman, uyuşturucu bağımlısı bir gazetecinin (Thompson hakikaten de öyledir) uyuşturucu karşıtı bir sempozyuma muhabir olarak katılma serüvenini anlatır. 

Thompson aynı zamanda ‘gonzo gazeteciliği’nin kurucusu diye bilinir. Bu türde yazar, kendisini hikayeye dahil ederek tamamıyla öznel ve hatta zaman zaman abartılı bir anlatı kurgular. ‘Las Vegas’ta Korku ve Nefret’, bu türün doruk noktası ve manifestosu olarak görülür.   

Hunter S. Thompson’ın Las Vegas’ta Korku ve Nefret’i İthaki Yayınları’ndan okunabilir. 

“Bana İsmail deyin.” – Herman Melville, Moby Dick (1851)

Herman Melville (1819-1891)

Basit ve gösterişsiz bir açılış cümlesi: Amerikalı yazar Herman Melville’in romanı, sade bir anlatıcıyla başlar ama bu anlatıcı ilk bakışta göründüğü kadar güvenilir olmayabilir. Ne de olsa “Bana İsmail deyin” demek, “Adım İsmail” demek değil.

Hem toplumsal eleştiri, hem de balina yağı (!) üstüne uzun paragraflar okumak istiyorsanız, kitaba Yapı Kredi Yayınları‘ndan ulaşabilirsiniz. Üstelik Sabahattin Eyüboğlu ve Mina Urgan’ın akıcı Türkçesinden…

“Rosenbergleri elektrikli sandalyede idam ettikleri yaz; garip, boğucu bir yazdı ve ben New York’ta ne aradığımı bilmiyordum.” – Sylvia Plath, Sırça Fanus (1963)

Sylvia Plath (1932-1963)

Başarılı bir anlatıda zaman ve mekanı ustaca kurmak şart. Amerikalı şair Sylvia Plath, neredeyse açık adres verircesine kesin bir açılış cümlesiyle bunu başarıyor. ‘Sırça Fanus’, toplumsal beklentilerin baskısıyla yavaş yavaş depresyona sürüklenmiş, yönünü kaybetmiş bir anlatıcının iç dünyasına bakıyor.

Sylvia Plath’in ‘Sırça Fanus’unu Kırmızı Kedi Yayınevi‘nden okuyabilirsiniz.

“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü.” – Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi (1859)

Charles Dickens (1812-1870)

İngiliz yazar Charles Dickens, belki de edebiyat tarihinin en meşhur açılış cümlelerinden biriyle, bakış açısına ve koşullara göre aynı anda iki zıt gerçeğin var olabileceğini gösterir.

Edebiyat dünyasının ‘Dickens’ın en büyük tarihi romanı’ diye konumladığı, Dickens’ın da ‘yazdığım en iyi hikaye’ diye andığı yapıt, Fransız Devrimi’nin terör döneminde, Paris’in öfkeli, kana bulanmış sokaklarında, giyotinin gölgesinde yaşamak zorunda kalan bir grup insanın hayatını anlatır.

Charles Dickens’ın ‘İki Şehrin Hikayesi’ romanı Can Yayınları‘ndan okunabilir.