Dostları, Gezi tutuklusu Mine Özerden'i ve cezaevindeki koşulları anlattı

CANAN COŞKUN

canancoskun@diken.com.tr

@canancoskun

Gezi Parkı davasında tutuklama kararlarının çıkmasının üzerinden 36 gün geçti. Mimar Mücella Yapıcı, şehir plancı Tayfun Kahraman, avukat Can Atalay, sinemacı Çiğdem Mater, akademisyen Hakan Altınay’la sinemacı Mine Özerden Gezi Parkı eylemleri gerekçe gösterilerek 18 yıl hapse mahkûm edildi. Kahraman, Atalay ve Altınay Silivri Cezaevi’nde tutulurken, Yapıcı, Mater ve Özerden de Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutuluyor. 

Davanın tutuklularından Mine Özerden, 2017’ye kadar Anadolu Kültür’ün yönetim kurulunda yer almıştı. İddianamede Özerden’le ilgili 26 Eylül 2013’te emniyete e-posta olarak gönderilen bir ihbar yer alıyor. Buna göre Özerden’in Osman Kavala’nın yönlendirmesiyle gaz maskesi, sargı bezi ve deniz gözlüğü alınması için birkaç kişi adına banka hesabı açtırdığı iddia ediliyor. İhbarı yollayan kişinin kimliği belirsiz.

Özerden hakkındaki iddialar hapiste tutulan diğer beş kişide olduğu gibi yazıya dökülmüş ses kayıtlarına dayanıyor. Kayıtların orijinalleriyse dava dosyasında değil. Yargılananlar getirilmesini talep ettiyse de mahkeme reddetmişti.

Yargılama sürerken Mine Özerden mahkemenin işlemleri karşısında “Birinci sınıf hukuk öğrencisi bile şaşkınlıkla izliyordur bunu” demiş ve şöyle devam etmişti: “Zaman gelir, iklim değişir. Akla, mantığa ihtiyaç duyulur. Sıradanlaşan kötülüklerle hesaplaşılır. İnsanlık tarihi böyle örneklerle doludur.

Bakırköy Cezaevi’nde üç metrekarelik bir hücrede tek başına tutulan Mine Özerden geçen günlerde babasını kaybetti. Cenaze töreninde etrafında jandarmaların etten duvar ördüğü anın fotoğrafı hâlâ zihinlerde.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sinema ve televizyon bölümünden arkadaşları, Mine Özerden’i ve cezaevindeki koşulları Diken’e anlattı.

Belgesel ve kısa film çekti

Ayben Altunç: Mine, annesi ve babası bir dönem Almanya’da çalıştığı için Köln doğumlu. Liseyi Fenerbahçe Lisesi’nde okudu. Liseden sonra İstanbul Üniversitesi’nde sosyal antropoloji okudu. Okul bittikten sonra Cemil Meriç’e asistanlık yaptı. Daha sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sinema ve televizyon bölümüne geldi.

Deniz Kurtuluş: Mine Özerden’in Zilciyan zilleri üzerine Zilname diye bir belgesel filmi de var. Bu film Kültür Bakanlığı tarafından desteklendi. İstanbul’da üretilen ve dünyaca ünlü cazcılarının kullandığı zillerle ilgili bir filmdi bu. Onunla İFSAK belgesel ödülünü aldı. Leyleğin Getirdiği diye mizahi bir mezuniyet filmi de var Mine’nin. Feminist bir filmdi. Çocuğunun babasını seçmeye çalışan bir kadının öyküsünü anlatıyordu. 

Mine Özerden ve Deniz Kurtuluş

Taksim Platformu’nun kurucuları arasında

Ayben Altunç: Gezi Parkı eylemleri başlamadan çok daha önce, 2011’de Taksim Platformu vardı. Mine, bu platformun kurucularından biriydi. Parka yapılmak istenen Topçu Kışlası’nın planlarını kamuoyuyla paylaşıyorlardı. Taksim Meydanı’nın kamudan nasıl koparılmak istendiğiyle ilgili ilk uyaran gruptu Taksim Platformu. 

Deniz Kurtuluş: Taksim Platformu, Taksim Dayanışması’nın bir parçasıydı. O dönem her pazar parkta toplanılıyordu. Ağaçlara örgü giysiler giydiriliyor, piknikler ve minik çaplı konserler veriliyordu. Tümüyle barışçıl, dikkat çekmek amaçlı organizasyonlardı. Mine de bunların bir parçasıydı. 

Ayben Altunç: Mine 27 ve 28 Mayıs 2013’te Gezi’deydi. Orada hep beraberdik. 

Deniz Kurtuluş: Olaylar başladığında Fethiye’deydi. Orada bir dil akademisinde çalışıyordu. Gezi’nin ilk üç gününde buradaydı. 

‘Yıllarını eğitime verdi’

Deniz Kurtuluş: Mine, mahkeme yüzünü ilk kez Gezi Parkı davasında gördü. Bu davaya müstehzi bir şekilde bakıyordu. Anadolu Kültür ve Osman Kavala bağlantısıyla kendisinin bu sisteme dahil olduğunu düşündü yargılama sürecinde. Bunu hiç garip karşılamıyordu, çünkü kendisinin yerinde kim olsa aynı şeyi yaşayacağını biliyordu. Bu davayı hep “Şaka gibi” diyerek tanımladı. Telefon kayıtları için “Biz bambaşka bir şey konuşuyorduk. Nasıl buraya kadar gelebildi” diyordu. 

Ayben Altunç: Mine mahkemeyle ilk defa tanıştı ama hep muhalif duruşlu bir kadındır. Yazılarında, hayatında bunu görebilirsiniz. Şiddetsiz eylemlerle, son derece sakin bir şekilde kamuoyunun bilgilendirilmesini ister bir takım konularda. İstanbul Sözleşmesi için video çeken kadınlardan biridir mesela. Yıllarını eğitime vermiştir bir yandan da. Diyarbakır Sanat Merkezi, Kars Sanat Merkezi’nin kurucusudur. Entelektüel kapasitesi çok yüksektir. Vicdan meselesi olan her yerde Mine’yi görürsünüz. Hrant’ın vurulduğu yerde, 1 Mayıs alanlarında…

Mine Özerden ve Ayben Altunç

Ne vicdana ne kanuna sığıyor

Deniz Kurtuluş: Mine sığınmacılar için de, başörtülü insanlar için de aynı tavrı gösterir. Şiddetsizlikle ilgili bu kadar çalışmalar yürüten birinin şiddetsiz eylemler nedeniyle 18 yıl hapse mahkûm edilmesi vicdana sığmadığı gibi kanuna da sığmıyor, çünkü ortada bir suç yok. Mine’nin Dostları’nı Mine ve Gezi bir araya getirdi. Yoksa biz de homojen bir topluluk değiliz. Hepimizin görüşleri farklı, işleri farklı… Ama Gezi ve Mine ortak paydamız oldu. 

Ayben Altunç: Bayburt dışında milyonlarca insanın eylemler yaptığı bir yerde sekiz kişinin günah keçisi olarak mahkûm edilmesi aslında çok insanın vicdanını kanatmalı. Ben veya Deniz aynı durumda olsaydık Mine bugün bizim yerimizde olurdu. Bu röportajı o veriyor olurdu. 

Mine Özerden ve Deniz Kurtuluş

Cezaevinin kıyafet uygulaması

Deniz Kurtuluş: Mahkemede yanında bir arkadaşımız vardı. İlk tepkileri mahkemede olan herkes gibi bir şok… İlk gelen haber hazırlayacağımız cezaevi çantasına neler konulacağıydı. Bu arada kadınların Bakırköy’de mi Silivri’de mi kalacağı konuşuluyordu. Bakırköy olacağını öğrenince sevindik, çünkü annesi ve kız kardeşi rahatlıkla yanına gidebilecekti. Cezaevine girişte koronivirüse yakalandığı ortaya çıkmıştı. Hastalığı iyi geçirdiği haberini yolladı bize.

Ayben Altunç: Cezaevinin fiziki şartlarının kötü olduğunu biliyoruz. Silivri’de tutulanlar görüşçülere kirli kıyafetleri verip temizleri alabiliyor. Bakırköy’deyse böyle bir uygulama yok. İçeriye az sayıda çamaşır ve kıyafet kabul ediliyor. Ortak çamaşır makinelerini kullanmak istemeyenler kıyafetlerini elde yıkamak zorunda. Orası bir kadın cezaevi olduğu için bir de regl gerçeği var. Bu dönemlerde çok sayıda iç çamaşırına ihtiyaç duyulur, bu yüzden iç çamaşırının sınırlı sayıda tutulması, ya da kantinden alınan pedlerle o sürecin geçirilmesi oldukça sıkıntılı.

TRT’de tanıtılan oyuna ‘kumar malzemesi’ dediler

Deniz Kurtuluş: Cezaevine kıyafet götürüldüğünde de her seferinde üzerinde etiketi olan, paketi hiç açılmamış giysileri kabul ediyorlar. İç çamaşırı, terlik, ayakkabı, gecelik… Her şey için aynı kural. Maddi olanağı olmayan insanlar her şeyi ellerinde yıkadıklarını, kış koşullarında onları nasıl kuruttuklarını tahayyül edemedim.

Şu an üç metrekarelik bir hücrede tek başına kalıyor Mine. Havalandırmalara Mücella Yapıcı ve Çiğdem Mater’le birlikte çıkıyorlar. Mine’nin yakın arkadaşlarından biri çocuklar için özel akıl oyunları tasarlıyor ve imal ediyor. İsmi Akıl-Takıl Oyunları. Mine onları istemiş. Büyük ihtimalle vakit geçirebilmek için. Mücella Yapıcı ve Çiğdem Mater için de istemiş. Avukat oyunları cezaevine götürdüğünde idareciler onların kumar malzemesi sayılabileceği söylemiş. Hatta “Sizler oynamazsınız ama başkaları kumar olarak kullanabilir” demişler. Oyunların çocuklar için üretildiği söylendiğinde “Çocuklara verin” demişler. Avukat da çocuklara ulaşması için oyunları cezaevine bırakmış.

‘Mine yanlış ve yalnız değil’

Deniz Kurtuluş: Gezi davası diye bir şeyin sadece Mine için değil şu an tutuklu olanlar için de olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Gezi gerçekten spontane bir eylemdi. Şiddeti biz yaratmadık. Bizim sloganımız “Mine yanlış ve yalnız değil.” Bu yüzden davayı yürütenlere, onları tutuklayanlara “Yanlış yapıyorsunuz” derdim. Sadece Mine için değil bu davada tutuklanan herkes için geçerli bu. Biz böyle bir haksızlığa uğramış olsaydık Mine bizim yerimizde olurdu. Biz de onun için onun yerindeyiz. Çok doğal geliyor Mine için organize olmak. Biz de Mine ne yapacaksa, dışarıda Mine için onu yapmaya çalışıyoruz.

Ayben Altunç: Gezi bu coğrafyanın gördüğü en onurlu hareketlerden biri. Mine’ye de söylemiştim: Ne yapıldıysa hep birlikte yaptık. Parkın içinde en ufak bir şiddet eylemi olmadı. Onu bırakın ufak bir hırsızlık veya taciz olayı bile olmadı. Böyle bir ortamdan bir suç çıkarıp arkadaşlarımızın hayatlarından çalıyorlar. Bu daha ne kadar sürecek bilmiyoruz.

Ayben Altunç ve Deniz Kurtuluş

‘Mine anayasası’

Deniz Kurtuluş: Bizim için 25 Nisan’dan bu yana gündem Mine. Onun unutulmasını istemiyoruz. Bu yüzden onu tanıtmak için bir ‘Mine anayasası’ hazırlamaya başladık. Anayasanın şimdiye kadarki maddeleri şöyle:

  • Mine bin kere düşünür, bir kere söyler.
  • Mine analitik düşünür.
  • Mine sivil itaatsizliğe inanır. 
  • Mine gerçekçidir.
  • Mine paylaşmayı sever. 
  • Mine detaylara önem verir. 
  • Mine bağımsızdır.
  • Mine örgütlenmeye inanır ama örgütü yoktur. 
  • Mine doğayı ve tüm canlıları sever ve korur.
  • Mine demokrasiye inanır.
  • Mine hakkaniyetlidir.
  • Mine hakkını arar, hakkını arayanın yanında durur. 
  • Mine şiddet karşıtıdır, barışçıl ve demokratik her eylemi destekler.