Doktorlar kamudan kaçıyor: Cebinde istifa dilekçesiyle dolaşanlar var

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

Kamudan hekim göçü devam ediyor. Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, yaklaşık iki yılda 8 binin üzerinde doktorun kamudan istifa ettiğini veya emekliğini istediğini belirterek “Her geçen gün istifa edenlerin sayısı artıyor. Kamudan bu denli yoğun istifa hiç olmamıştı” dedi.

Kamu sağlık sistemi hekimleri istifaya zorluyor. Türkiye’nin her yerindeki kamu ve üniversite hastanelerinden istifa eden hekimlerin, hatta kapanan kliniklerin haberleri geliyor. Daha birkaç gün önce Isparta Süleyman Demirel Tıp Fakültesi Hastanesi’nin plastik cerrahi kliniğinden 11 doktor istifa etti. Sadece Manisa’da son aylarda 50’den fazla doktor kamu hastanelerinden ayrıldı. Tek bir genel cerrahı kalmayan hastaneler var. Hekim eksikleri, diğer hastanelerden geçici görevlendirmelerle giderilmeye çalışılıyor. Bazı kliniklerde muayene, ameliyat gibi sağlık hizmetlerinin yanısıra eğitim de aksıyor. Sağlık Bakanlığı’nın istifaları önlemek için şimdiye kadar attığı tek adım, ayrılanları arayarak anket yapmak, neden gittiklerini sormak oldu.

İstifa edenlerden daha genç olanlar kendilerini Almanya, İngiltere, İsveç, Kanada, hatta Arap ülkelerine (Dubai) atmaya çalışırken, diğerleri ya özel sektöre kayıyor ya da muayenehanelerini açıyor. Emekli olup artık dinlenmeyi tercih edenler de var. 

Hekim kendine gelecek göremiyor

Doç. Dr. Ökten, “Bu koşullarda mutlu hekim bulmak zor” dedi ve şöyle devam etti: “Kamudan istifalar, geçmişten gelen sorunlardan kaynaklanıyor. Sağlık Bakanlığı bu sorunları çözmüyor ve çözmemekte de ısrar ediyor. 8 bin istifa eden hekimin yanında, yurt dışında çalışabilmek için bizden iyi hal belgesi alan genç hekimlerimizin sayısı sadece geçen yıl 1405’e ulaştı. Bugüne kadarki en yüksek sayı bu. Ortam, gelecek adına güven vermiyor. Çözüm üretilmezse bu sayılar artamaya devam edecek. En büyük sorunumuz ekonomik özlük haklarımızın yıllar içinde gasp edilmesi, azalması, çalışma koşullarımızın her geçen gün kötüleşmesi, bunca çalışmaya karşı şikayet ve şiddetin her geçen gün artması. Beş dakikada bir muayeneye zorlanmamız, Covid-19’un meslek hastalığı sayılmaması, uygulanan sağlık politikalarıyla hekim-hasta arasındaki saygı ve güven ortamının giderek azalması ve hatta artık kopma noktasına gelmesi bizi artık çok zorluyor.”

Cerrahi branşlarda istifalar daha yoğun

Öğretim üyesi kalmamış klinikler bulunduğunu anlatan Ökten, başka kliniklerden eğitimcilerle sistemin sürdürülmeye çalışıldığını söyledi. Ökten, bazı branşlarda istifaların daha yoğun olduğunu söyledi: “TUS’daki tercihler bu konuda ipucu veriyor. Daha yoğun çalışan, fiziksel ve beyin olarak daha az yoran uzmanlıklar tercih ediliyor. Özelikle cerrahi branşlar (kalp ve damar, beyin, kadın doğum gibi) tercih edilmiyor. Nitekim cerrahi branşlardan, çocuk hastalıkları kliniklerinden istifa edenler ve emekli olanlar daha fazla. Şu anda emeklilik maaşı iyi olsa, ben de dahil o kadar çok emeklilik isteyen çıkar ki.”

Ökten geride kalan hekimlerin de iş yükünün çok arttığını söyledi: “Gerek istifalarla hekimlerin sayısının azalması gerek kışkırtılan sağlık talebi gerekse pandemide ihmal edilen sorunlar nedeniyle kamu hastanelerinde randevu almakta büyük sorun yaşanıyor. Aylar sonraya alınabiliyor. Kalanlar daha çok çalışmak zorunda kalıyor. Bir uzman hekimin maaşı 5 bin lira dolayında. Araştırma ve eğitim hastanesinde eğitim görevlisiyim, doçentim çıplak maaşım 6 bin 80 lira. Hekimlerin büyük çoğunluğu yoksulluk sınırında yaşıyor. Hasta başına en fazla beş dakika ayırabiliyor. Hekim bu koşullarda kalmak istemiyor. Öte yandan özel sektörde çalışan, muayenehanesini açan da mutlu değil. Orada başka sorunlar var. Mutlu doktor bulmak zor.”

Aldığımız eğitimle yaptığımız hekimlik çelişiyor

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip kamudan istifa ve emekliliğe yol açan en önemli faktörleri iş yükü, liyakatsizlik, sağlıkta şiddet, hekimlik yapma koşullarının bulunmaması olarak sıraladı. Sağlık sisteminin hekimler üzerine kurgulandığını söyleyen Saip, bunun iş yoğunluğunu aşırı derecede artırdığını belirtti.

Sağlık hizmetinin basamaklandırılmaması ve kışkırtılması nedeniyle bütün hastanelerde yığılmalar bulunduğunu vurgulayan Saip, şunları söyledi: “Hastanelerde aşırı bir yoğunluk var. Beş dakikada bir hatta bazen on dakikada üç hasta bakmak hekimleri mutlu etmiyor. Bu kadar kısa sürede hekimlik yapılması mümkün değil. Aldığımız eğitimle yaşadığımız pratik arasında çok ciddi farklılıklar var. Hekimin hastaya 20 dakika ayırması, uzun uzun, detaylı hikayesini alması lazım. Kapıda bekleyen hastalar, içerideki hastaya zaman ayırmamıza tahammül edemiyor. Hatta uzun muayene, şiddeti bile artırabiliyor. En önemli sorunumuz, hekimlik yapamamak. Hekimlik yapabilecek bir ortam da yok. Sağlıkta şiddet başlı başına büyük bir sıkıntı. Hekimler, imkan bulduğunda, mecburi hizmet bittiğinde veya emeklilik hakkı doğduğunda kamuda çalışmak istemiyor.”

Cebinde istifasıyla dolaşanlar var

Saip de kamudan bu denli kaçışı hiç hatırlamıyor: “Çok fazla sayıda hekim kamudan çıkıyor. Bu kadarı hiç olmamıştı. Tüketici bir ortam var. Hekimlerin mesleğinden bu kadar bunaldığı, geleceğe, sağlık sistemine dair umutsuzluğun bu kadar yoğun yaşandığı bir dönem daha yaşamamıştık. Üstelik giderek artıyor. Bu çok ürkütücü.” 

Plastik rekonstrüktif, estetik ve beyin cerrahilerinde özele çok ciddi akış olduğunu anlatan Saip, “Cebinde istifa dilekçesiyle dolaşan arkadaşlarımız olduğunu da biliyoruz. Mecburi hizmetle boşalan kadroları doldurmaya çalışıyorlar. Mecburi hizmet kalksa birçok klinikte hekim kalmayabilir” diye konuştu. 

Liyakatin olmamasının da önemli bir sorun olduğuna işaret eden Saip, “Birçok meslektaşımız gerekli yayınları yaptığı, o güne kadar gösterdiği performansla bir eğitici olmayı hak ettiği halde kadrolar isme açılıyor ya da ismi tarif ediyor. Arkada bir desteğiniz yoksa maalesef bu kadrolar açılmıyor. Hekimlerin ideallerini gerçekleştirecekleri ortam sağlanmıyor” dedi. 

Manisa’da 50’den fazla hekim istifa etti

Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Şahut Duran, kentte kamudan istifa eden hekimlerin sayısının 50’yi geçtiğini söyledi. Sadece kendi çalıştığı Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 10 psikiyatri uzmanının istifa ettiğini belirten Duran, “Toplam 25-26 psikiyatri uzmanı var. Üç-dört ayda yüzde 33’ü istifa etmiş oldu. Manisa’da genel cerrahide ciddi sorun yaşanıyor. Maden ilçesi Soma’da bir genel cerrah bile yok. Merkezdeki şehir hastanesinden hekimler her gün sırayla, geçici görevle geliyor. Merkezdeki hekimler de istifa ediyor. Aylar öncesinden uyardığımız halde sağlık bakanlığı hiçbir adım atmadı” dedi. 

Kendimizi yalnız hissediyoruz!

Duran, istifaların sadece ekonomik sorunlarla ilgili olmadığını vurguladı: “Hekimler kendilerini çok yalnız hissediyor. Yönetim hekimlere baskı uyguluyor. Çalışma koşulları sürekli zorlaştırılıyor. Hekimler bir telefon mesajıyla, 100 kilometre uzaklıktaki hastanelere, geçici görevlendirmelere gönderiliyor. İstifaları böylece dengelemeye çalışıyorlar. Hekim ayda 600-700 hasta baksa da döner sermaye ödeneğinden yararlanamıyor. İlçe hastanelerindeki hekimler risk alamadıkları, yeterince lojistik destek sağlanmadığı, yanlarında bakanlığı hissetmedikleri için ameliyat yapmıyor. Hastaları merkeze daha büyük hastanelere yönlendiriyor. Büyük hastaneler baskı altında kalıyor, sorumlulukları artıyor. Üstüne malpraktis davaları, hasta şikayetleri de eklenince kamu çekilmez hale geliyor. Özelde de durum iyi değil, biliyoruz.”

Ne kamuda ne de özelde mutlu hekim var!

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, “Sadece istifa edenler değil, çalışan hekimler de çok mutsuz” dedi. İstifa etmemenin, memnun olunduğu anlamına gelmediğini anlatan Çamlı şöyle konuştu: “Çalışma hayatını bir şekilde sürdürmeye çalışan hekimler hem mesleki maddi anlamda hem de manevi anlamda ciddi bir tatminsizlik yaşıyorlar. Uygulanmakta olan sağlık politikaları, ekonomik ve siyasal kriz, kötü yönetilen pandeminin bütün yükünü taşımaktan yorulmaları, mobbing ve şiddet tüm sağlık çalışanlarını tükenmişlik noktasına getirdi. Bazıları bir adım öteye geçip istifa edip emekli olup kendilerine yeni bir yol çizse de geri kalanlarda büyük bir mutsuzluk var. Hekimler şu anda yaptıkları işten, verdikleri hizmetten, aldıkları ücretten tatmin olmuyorlar.”

Çamlı geçici görevlendirmenin çok artığını belirtti: “Özellikle hekim açığı bulunan ilçe hastanelerine diğer hastanelerden geçici görevlendirmeler yapılıyor. Bir araştırma ve eğitim hastanesinden hekim arkadaşlar ‘Dolaşmaktan bıktık’ diye yazdılar bize. İzmir’de de hekim ihtiyacı giderek artıyor.  Burada bile açık varsa, diğer illeri çok daha fazladır diye düşünüyorum.”

Sistemin kimseye faydası yok

Hekimlerin sosyal medya hesapları üzerinden paylaştıkları birkaç mesaj tabloyu özetliyor:

“Siz sağlıkta şiddete çözüm bulmayın sonra doktorlar neden devlet hastanelerinden istifa ediyor, neden yurtdışına gidiyor diye suçu bize atmaya çalışın. Ne ala memleket! İnsan gibi çalışma ortamı sağlayın önce.”

“Gece gündüz çalış, fen lisesi kazan, çalışmaya devam et, derece yap, tıp fakültesi kazan, daha çok çalış, mezun ol, dünyanın en zor sınavı olan TUS’u kazan. 36 saat nöbetler, mobbing, şiddet sarmalında hastane personelinden bin lira fazla kazanmak için mi?”  

“Hekimler hiçbir dönemde bu kadar değersizleştirilmedi. Hekimler hiçbir dönemde bu kadar cehalete şiddete maruz kalmadı. Hekimler hiçbir dönemde bu kadar geçim derdine girmedi. Hekimler hiçbir dönemde bu kadar yabancı dil kursuna yazılmadı.”

“Burası üniversite hastanesi yeni bölümler açılması gerekirken nasıl kapanıyor!  İşte siz bunu anladığınızda çok geç olmuş olacak. Üniversitemiz bu bölgenin el cerrahisi merkezi iken plastik cerrahisi bile olmayan bir hastaneye dönüştü.” 

“Mecburi biter bitmez istifa ettim, hiç de pişman değilim çok şükür. Ne hastaya, ne doktora faydası olmayan bu sistem değişmedikçe de dönmeyi düşünmüyorum.”

“Asistan eğitimleri aksıyor çünkü hoca yok! Polikliniklerde kuyruk çünkü uzman yok! Ameliyatın erteleniyor çünkü cerrah yok! Randevu bulamıyorsun çünkü #hekimleristifaediyor

“Çilingirin kapı kilidi açması 150 TL, sezaryen 50 TL; aynı hasta için malpraktis milyonlar.” 

“5. sınıfta Anadolu lisesini kazanmaya çalışarak başladı her şey. Onu kazan fen lisesini kazan. Tıp kazan oku uzmanlığı kazan, oku çalış atan. Hayatımız emek vererek geçti. Bu kadar başarı ve çalışmaya asgari ücretten hallice maaş mı olur? İnsafsızlar!” 

Yarısına aylık geliri yetmiyor

Sağlık Bakanlığı’nın 2019 istatistiklerine göre, Türkiye’de toplam 160 bin 810 hekim var. Asistan sayısı ise hekim başına düşen 498 nüfusla, OECD ülkelerinin altında. OECD ortalaması, hekim başına 341 kişi. 28 bin 768.  YÖK 2020-2021 yılında 139 tıp fakültesinde 16 bin 553 kadro açmıştı. Her yıl 14 bin 500 hekim mezun oluyor. 

TTB’nin 81 ilden 6 bin 178 hekim ile yaptığı ankete göre: 

Yüzde 45’inin aylık geliri yetmiyor.

Yüzde 76’sı pandemi ek ödemesi almıyor.

Yüzde 90’ı performansa dayalı ek ödeme sisteminin adaletsiz olduğunu düşünüyor.

Yüzde 92’si sağlıkta şiddet ile ilgili yasal düzenlemenin etkili olmadığını düşünüyor.

Yüzde 84’ü daha önce hasta veya yakını tarafından sözel ve fiziksel şiddete uğradığını belirtiyor.

Yüzde 68’i çalışma şartlarının yoğunluğu nedeniyle hastalarıyla yeterli ve uygun şekilde ilgilenemediğini düşünüyor.

Yüzde 72’si çalışma ortamının pandemi koşullarına uygun olmadığını düşünüyor.