Doğan Tılıç: Büyük emekli mitingindeki eksiklikler

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Emekli” ve “yaşlı” olmak mitinge katılanların ezici çoğunluğunun ortak özelliğiydi. Hal ve hareketlerinden, kılık kıyafetlerinden de anladığım, emeklilerin gerçekten 10.000 TL’ye mahkum kesimi çoğunluktaydı mitingde.

Özel’in konuşması başlayana kadar, peş peşe söz alan emekli sendika ve dernek temsilcilerinin konuşmaları onlara o koşullarda “uzun” gelince söylenmeler başladı. Söylenerek meydandan çıkanlar oldu.

Keşke, her örgüt kendi varlığının altını çizen “ben”likten, hepsi adına birini konuşturan, konuşan temsilcinin arkasında bir “BİZ” haline yükselebilselerdi. Emeklilerin derdini daha çok, daha güçlü ifade edebilir ve meydandakilerin bir sonraki meydan için iştahla oradan ayrılmalarını sağlayabilirlerdi.

Katıldığım mitingler içerisinde en kısa sürede en fazla ambulans, sağlık ekibi çağrısı yapılan mitingdi. Keşke, katılanların özellikleri göz önünde bulundurularak miting alanında 50-100 noktaya sağlıkçı, doktor, su vb. yerleştirilebilseydi… Seyyar tuvalet hatta, erişilebilir yerlerde…

Başka mitinglerde bol miktarda ve biraz da “kimlik ilanı” olarak görünen “gazete” de yoktu mitingde. Bir emeklinin pantolon arka cebine katlanıp konmuş BirGün’ü ve ağaca dayayarak çimlere oturmuş bir başka emeklinin elindeki Sözcü’yü saymazsam. “Bir ekmek bir gazete” denilen günleri oldu memleketin ve o günlerden emeklinin bir ekmeği almakta zorlandığı günlere geldik!

Yazıyı bitireyim, 2 emekliye BirGün aboneliği hediye edeceğim, söz.

CHP milletvekili Kayıhan Pala, hediyesini miting alanında aldı, arkalarda bir yerde konuşmaları dinlerken. Benden değil tabii. Parti üyesi bir emekli geldi, sarıldı ve “Ne güzel, burada halkın arasındasınız. Orada protokolde durup da meydana dağılmayanları anlamıyorum”, dedi kürsüyü işaret ederek.

Özel’in etkili, meydanı toparlayıp coşturan konuşmasında da “ben” ve “biz” karıştı. “Durmayacağım, susmayacağım ve sizin sesinizi mutlaka, mutlaka bütün Türkiye’ye duyuracağım. Hakkınızı söke söke alacağım.”

Bu cümleler “cağım” değil de “cağız”la bitse gücünden hiçbir şey kaybetmez, tersine daha da etkili olur. Zaten “değişim” de “ben”den “biz”e doğru bir yolculuk değil miydi?

“Ben”den ne kadar uzaklaşır “biz”e ne kadar yaklaşırsak, kazanmaya da o kadar yaklaşacağız. Emekli mitingi gerçekten büyüktü! Biraz “BİZ” eksikti belki!

Doğan Tılıç’ın yazısı