Dinamik, eğlenceli bir Vişne Bahçesi

 

SİNEM DÖNMEZ

snmdnmz@gmail.com

Çehov’un Vişne Bahçesi oyununu az çok herkes bilir. Oyunbaz’ın Vişne Bahçesi, bildiğiniz bir metnin sahneye konmuş halini izlemenin sıkıcı olma tuzağına düşmüyor. Vişne Bahçesi’yle Çehov, feodal düzenden kalan, servet sahiplerinin bir türlü ayrılmak istemedikleri geçmişlerini ve eski düzenlerini, aristokrasiyi simgeleştiriyor. Yazıldığı yıl 1903 ama metnin bugün de güncelliğini kaybetmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Evet vişne bahçesini zengin bir tüccarın satın alıp yıkacağını biliyoruz, lakin değişime ayak uyduramayan ve geçmişine tutunan toprak sahipleri, bu somut gerçeği, önlerinde değişen geleceği göremiyor. Kendilerinin gözlerini biraz olsun açmaya çalışan eleştiriyi, yine idealist, devrimci öğrenci yöneltiyor. Oyunun aynı anda Londra’da da sahnelenmesi de enteresan bir tesadüf gibi, ancak değil. Çehov’un gücü, 1900’lerin başında yazdığı metnin evrensel bir şekilde hâlâ güncel olmasında yatıyor.

Oyunbaz, metin olarak şimdilerde Vişne Bahçesi’ni seçmelerini, Çehov’un önceki oyunlarında döneminin büyük toplumsal, politik, ekonomik değişiminden sadece bahsederken, bu oyunda değişimin kendisini oyunun merkezine koyması olarak açıklıyor. Hayatların, sınıfların dönüştüğü, malların el değiştirdiği, büyük çatışmaların arefesinin anlatıldığı bu oyun bize bir parça da günümüz Türkiyesi’ni hatırlattı sanırım. Değiştirmek isteyenler, değişime direnen ama pek de bir şey yapmayanlar, değişimi her türlü kabul edenler, bambaşka bir değişim özleyenler, geçmişte yaşayanlar, geleceği düşleyenler, sızlananlar, boş boş vakit geçirenler ve bugünü hızla değiştirenler.

Oyunun yönetmeni Abdullah Cabaluz, Vişne Bahçesi’ni öyle bir uyarlamış ki, bir sonraki satır arası sürprizi ne olacak diye izliyorsunuz. Sezen Aksu’dan tutun da, Melike Demirağ’a, Cem Karaca’dan Cici Kızlar’a uzanan bir yelpazede oyunun müzikleri. Metni sahneye koyarken, trajikomedideki komedi ögesini atlamamış olmaları da oyunu seyirlik kılan unsurlardan. Belki Cabaluz, bu kadar dinamik bir Vişne Bahçesi yaratmışken biraz daha süreden kısabilirlerdi. Lakin Vişne Bahçesi’ni iki perde, 150 dakikaya sığdırmak da bir başarı.

Ataol Behramoğlu’nun çevirisini temel alarak ortaya çıkan metne bağlı kalmışlar. Oyunun enerjisi ara ara düşse de genel olarak dinamik bir Vişne Bahçesi yorumu Oyunbaz’ınki. Dekoru çok sevdim; çocuk odası, kitap dolabı, küçücük bir divan, oyuncak bebekler ve üç tekerli çocuk bisikletinden mürekkep dekor hem akılda kalıcı, hem yalın, hem de oyunculara geniş bir hareket alanı sağlıyor. Diğer perdelerde değişen dekorlar için de aynısını söylemek mümkün. Oyuncuların oynamaya, şarkı söylemeye devam ederken değiştirdikleri dekorların hepsi çok sade ve oyunda kurdukları atmosfere çok uygundu.

Oyunbaz ekibi, İngiliz yönetmen Mike Alfreds’in geliştirdiği, Different Every Night (DEN), adındaki bir metodla çalışıyor. Oyunun yardımcı yönetmenlerinden ve oyuncularından Alkım Karaağaç, şöyle diyor: “Mike Alfreds’in sahneleme yönteminde özellikle sarıldığımız bir önerisi oyuncuların metin ve karakterleriyle ‘samimi’ bir ilişki geliştirmesi oldu. ‘Bir oyuncu oynadığı karakteri yargılamamalı ona dışarıdan bakmamalıdır’ diyordu. Oyunu anlamak ve layığıyla anlatabilmek için oyuncular olarak karakterleri kendi ahlakımız ve değerlerimiz üzerinden sınırlamadık, onlara sarıldık. Vişne Bahçesi’nde ‘doğru’ olanı değil ‘sahici’ olanı göstermek istedik.” Gerçekten de tüm ekip, bu hissi izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Alkım Karaağaç, Gülce Şahin, Melis Avçil, Nagihan Gürkan, Sanem Gençalp, Ali Ersan Karadeniz, Arda Doğan, Emrah Özdemir, Esat Bağış, Hasan Uzma, Noyan Arat, Orkan Varan ve Sonat Dinçbaş’tan oluşan oyuncu ekibi, rollerine inanmışlıkları ve inandırıcılıklarıyla hep birlikte çok iyiydiler. Özellikle de Andreyevna’yı canlandıran Sanem Gençalp, Trofimov’a hayat veren Noyan Arat, Şarlotta rolündeki Melis Özkurt ve Varya’yı rolünü üstlenen Alkım Karaağaç, sahicilikleriyle oldukça etkileyiciydi.

Oyun 20 Nisan, 20 Mayıs ve 30 Mayıs’ta İstanbul Talimhane Tiyatrosu’nda, 22 Nisan’da ODTÜ Tiyatro Şenliği’nde, 23 Nisan’da at Sahnesi’nde izlenebilir.