Bu savaşla birlikte, enerji jeopolitiğinde yeni bir dönemin kapıları aralandı. Bu dönemin yapısal değişime yön veren birkaç kalıcı özelliği olacak. Birincisi, Hürmüz’ün küresel piyasalara yönelik ortaya koyduğu kırılganlık hafızalara artık kazındı. Sigortacılar bölgeyi yeniden fiyatlayacak, gemi sahipleri geçiş ücretlerini yüksek tutacak, alıcılar ise alternatif tedarik kanallarına yatırım yapma senaryolarını gündeme getirecek. İkincisi, enerji arzının coğrafi çeşitlendirmesi artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi.
Savaşın enflasyona etkilerini yaz aylarında daha belirgin şekilde hissedebiliriz.
Şüphesiz, ekonomiler için en önemli göstergelerden biri enflasyon etkisi. Hürmüz hem enerji hem de özellikle tarım üretimi için önemli girdilerin geçtiği önemli bir su yolu. Dolayısıyla enerji eksenli fiyat hareketlerinin yanı sıra tarımsal maliyetlerdeki artışları da birlikte ele almak gerekir. Tüm bu girdilerdeki artışın tüketici fiyatlarına yansıması genellikle gecikmeli gerçekleşir.
Literatürde bu gecikmenin ortalama 2–3 ay olduğu kabul edilir. Bu da savaş döneminde oluşan enerji, tarım ve lojistik maliyet baskısının, açıklanan enflasyona yaz aylarında daha belirgin yansıyacağına işaret ediyor. Fakat enflasyonun bir veri, hayat pahalılığının ise gerçek olduğunu unutmamak lazım. Fiyat yansımalarını hissetmeye başladık bile!