RIFAT DOĞAN
Evi basılarak bir polis silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Dilek Doğan’ın ölümüyle ilgili davada karar duruşması 17 Mart Cuma günü (yarın) görülecek.
Diken’e konuşan Dilek’in ailesi, savcının davaya ilişkin mütalaasına isyan ederek “Savcı bizi suçlu çıkardı” dedi. Acılı aile “Bu dava böyle bitmeyecek” sözleriyle adalet arayışlarının süreceğini belirtti.

18 Ekim 2015 yılında Sarıyer Küçükarmutlu’da evi basıldığı sırada polis silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Dilek Doğan’ın ölümüne ilişkin davada sona gelindi. İddianamede sanık polis hakkında 26,5 yıla kadar hapis istenmiş, ancak savcı mütalaasında iki ila altı yıl arasında cezayı uygun görmüştü.
Cuma günü görülecek karar duruşması öncesi acılı baba Metin ve Aysel Doğan çiftiyle konuştuk.
Savcının mütalaasından başlayalım. Neler hissettiniz, bekliyor muydunuz böyle bir mütalaa?
Metin Doğan: İddianameyi hazırlayan savcı sanık polis için 20 ile 25 yıl arasında bir ceza istemişti. Daha sonra dava süreci başladı ve polis sadece bir duruşmaya geldi. Mahkeme de bir kez olsun “Bu adam nerede ve ne yapıyor” diye sormadı. Mütalaa hazırlıyorsun ancak ortada sanık polis yok. Demek arkasında bir takım güçler var.
Halen görevde mi?
M.D.: Ankara’da görev yaptığını söylüyorlar. Can güvenliği nedeniyle oraya tayini çıkmış. 5 bin polis geldi mahkemeye nasıl can güvenliği yokmuş. Savcının hazırladığı mütalaa safsatadan ibaret. Eğer bu dosya Yargıtay’a giderse, oradakiler dahi bu savcı için “Bu hukukçu bir adam değil” diyecektir. 26,5 yılla yargılanan bir sanığa iki ila altı yıl ceza istiyorsun. Tutuklamadığın halde bir de böyle bir ceza istiyorsun. Adam öldürüyor ancak tutuklanma talebinde bulunmuyorsun. Hakim avukatlara ikinci ya da üçüncü duruşmada “Tutuklama talebinde bulunmayın, tutuklamayacağım” dedi zaten açık açık.
Mahkeme kararından da bir sonuç beklemiyorsunuz yani?
M.D.: Mahkeme ne karar verecek ki! Savcı zaten hazırlamış mütalaayı. Yatsa yatsa 1,5 yıl. Onu da paraya çevirip serbest kalacak. Yargıtay’a gitse de değişen bir şey olmayacak. Savcı öyle bir mütalaa hazırlamış ki, polisi masum, suçsuz göstermek için elinden geleni yapmış. Dönüp dönüp aynı şeyleri tekrar etmiş. Avukatlar. mütalaa veren savcıya “Ya avukatı yapmadı sen sanığın avukatlığını yaptın” diye tepki gösterdi. Ben de “Sen emekli olunca polis avukatlığı yapacaksın” dedim.
‘Savcı dondu kaldı, bir an öleceğini sandım’

Aysel Doğan: Avukatlar bu şekilde tepki gösterince, savcı dondu kaldı. Hiçbir şey söyleyemedi, yüz rengi sarardı. Ben bir an düşüp öleceğini sandım. Benim son çıkan görüntülerden sonra bir ümidim vardı. Çünkü her şey çok açık ortada. Bu görüntülere dayanarak bir ceza verebilirler diye düşündüm. Avukatlar 7 saat boyunca görüntüleri saniye saniye anlattı ancak savcı böyle bir mütalaa verdi.
‘Savcının mütalaası hazırlanmış bir senaryo’
M.D.: Savcının mütalaası hazırlanmış bir senaryo. Başından sonuna her şeyi belli, kurgulanmış. Onlar bu davayı böyle kapatacaklarını zannediyorlar ama biz bu davayı kapatmayacağız. Onlar kapatacak biz yeniden açacağız. O polis cezaevine girene kadar bu davanın peşini bırakmayacağım.
A.D.: Ben kızımı 24 yaşına kadar sen vurasın diye mi büyüttüm! Benim kızım birini mi öldürdü? Sen benim kızımı nasıl uykudan öldürüp, kaza süsü verip gidersin? Üç gün önce Şırnak’tan gelmiş o katil polis. Duruşmada da bunu söyledi. “Biz doğuya eli tetikte gideriz. Biz özel harekatız” dedi. Evimize bombacı aramaya geldiğini söylüyor. Ben de “Benim kızım mıydı bombacı?” diye tepki gösterdim.
‘Savcı bizi suçlu çıkardı’
M.D.: Sanık polis şu an haklı durumda. Temas nedeniyle silah ateş almış. Savcı bunu söylüyor, düşünebiliyor musunuz? Bizi suçlu çıkardı.
Daha önce de eviniz birçok kez basılmış. Böyle bir olayla ilk kez karşılaştınız ve Dilek’i kaybettiniz.
M.D.: Devletin gözünde potansiyel suçluyuz. Bu mahallede oturuyorsanız siz ne kadar haklıyım deseniz de onun gözünde bu durum değişmez.
‘Daha önce de evimiz basıldı ama Dilek’i soran olmazdı’
A.D.: Daha önce defalarca basıldı evimiz. Ama o zamanlar Dilek’i sormazlar çağırmazlardı. Sorduklarını hiç görmedim. Bu son olayda Dilek’in kimliğini verdiğimiz halde üç kez “Dilek sen misin?” diye sordu. İlk duruşmada bununla ilgili olarak ben de Dilek Doğan diye üç kez yanıt verdiğimi söyledim ve “Neden ısrarla ‘Dilek sen misin’ diye sormaya devam ediyorsun” dedim ona. Sen kızımı kiminle karıştırdın, niye vurdun benim kızımı? Bir anne böyle derse yeterli. “O silahı niye sıktın? Hangi psikolojiyle yaptın bunu?” diye sordum. Hiçbir yanıt vermedi ve yüzümüze de bakmadı.
Oğlunuz da son duruşmadan sonra gözaltına alındı ve haber alınamadı. Ne oldu o gece?
M.D.: Gün boyunca zaten sürekli gözaltında tutuldu. Bir polis takip ediyordu. Duruşmadan sonra biz basın açıklaması yaptık, bitirdik. Bizi takip etmeye başladılar ve 60-70 kadar polis Emrah’ın etrafını çevirdi. ‘Emrah’ı alacağız’ dediler. ‘Katiller’ diye bağırınca polisler rahatsız oldu ve “Şunları sustur” diye diğer oğlum Mehmet’e söylendi. Sonra gece boyunca Emrah’a ulaşamadık. Sabah saatlerinde avukatlar adliyeye çıkarıldığını söyledi. Burada Sanayi Mahallesi’nde bir karakolda tutulmuş.
‘AİHM’e kadar gideceğiz’
Hukuki süreç Türkiye’de tükenirse AİHM’e kadar gitmeyi düşünüyor musunuz?
M.D.: Türkiye’de hukuk bitti zaten. Başka bir yerde adalet arayışımız devam edecek. 24 yaşındaki kızımı vuracaksın, ben saçının teline dokunmamışım ve bu dava böyle bitecek sanıyorlar. Bu dava böyle bitmez. Bu dava AİHM’e gidecek.
‘Yaşasaydı, gözleri, gülüşü yeterdi’
-Dilek bugün yaşıyor olsaydı…
M.D.-A.D.: Kurban keserdik. Onu sevdiğine verecektik. Keşke yaşasaydı. Yanımızda olsaydı yeterliydi. Bir baksaydı, o gülüşü o gözleri yeterdi. Gülüşünü özledim. Yanımda otursaydı ben de ona hizmet etseydim. Hümanistti. Yiğit bir kızdı. Polis her geldiğinde ben titrerdim o korkmazdı. Beni sakinleştirirdi. Anne deyişi başkaydı. Tertemiz bir insandı. Ayakkabısı olmayan birini görseydi hemen verirdi. Yardım ederdi. Kızımızın suçu bu muydu?