Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) iki yılda en çok şikayet İstanbul’dan gitti.

KDK’nın 2017 raporuna göre son iki yıldaki şikayetlerin yüzde 28’i ‘kamu personel rejimi’yle ilgili oldu.
Şikayetlerin yüzde 26.15’i eğitim, öğretim ve spor, yüzde 11,40’ı çalışma ve sosyal güvenlik alanına dair.
Bölgesel bazlı bakıldığında da en çok şikayeti yüzde 27,89’la Marmara’nın yaptığı görülüyor. Bunu yüzde 23,27’yle İç Anadolu Bölgesi, yüzde 12,16’yla Doğu Anadolu Bölgesi, yüzde 10,40’la Akdeniz, yüzde 10,27’yle Ege, yüzde 9.70’le de Karadeniz izliyor.
En az şikayet ise yüzde 5,52’yle Güneydoğu Anadolu’dan. Yurt dışı 0,43, adresi belli olmayan başvurular da 0,37 olarak kayda geçti.
İllere göre başvuruda ise İstanbul yüzde 17.68’le ilk sırayı alırken, Kocaeli 1.98’le son sırada yer aldı.
Anons kaldırıldı
KDK’ya yapılan şikayetlerin arasında bazıları dikkat çekiyor.
Örneğin Ankara’da 65 yaş üstü ücretsiz kart araçlarda okutulunca ’65 yaş ya da 65 yaş üstü’ anonsu yapılıyordu. Halk anonsun özel hayat kapsamında yer aldığı, kamu kurum ve kuruluşlarında gizli tutulması gerektiği yönünde itirazda bulundu.
Bunun üzerine 65 yaş üstü anonsu ‘tek bip’ sesiyle değiştirildi.
Baz isyanı
Muğla’nın Bodrum ilçesinden başvuran biri, site içindeki yazlık evinin yakınında bulunan elektrik direğinde baz istasyonu olduğunu belirterek insan sağlığını olumsuz etkileme potansiyeli nedeniyle yerleşim yakınındaki baz istasyonlarının kaldırılmasına dair talepte bulundu.
Baz istasyonlarının kendilerini psikolojik yönden ve aile huzurları açısından olumsuz etkilediğini savunan başvuru sahibi, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan yer seçim belgesi olmadığını öne sürdüğü baz istasyonun kaldırılmasını istedi. KDK tarafından Muğla Belediye Başkanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunularak, sorunun çözülmesi için bilgilendirme yapıldı.
Engelli gencin sınavı
Yüzde 80 görme engelli öğrencinin başvurusu da dikkat çekti. Öğrenci, YGS öncesi ÖSYM’ye engelli raporuyla başvurduğunu, sınava özel durumu dolayısıyla tekli salonda, okuyucu kodlayıcı yardımıyla girdiğini ancak sınav günü görevliler bilgilendirilmediği için kendisine kağıt ve kalem verilmediğini, okuyanların da sorularını akıcı okuyamadığı gerekçesiyle sınav sonucunun kötü geldiğini ileri sürüp şikayette bulundu.
KDK tarafından başvuru üzerine, ÖSYM sistemi ve salondaki kamera kayıtlarının incelenmesi yapıldı. Salon görevlilerinin, ilgili kuralı yanlış yorumlaması nedeniyle görme engelli adaya kalem verilmediği görüldü. ÖSYM tarafından daha sonra ilgili düzenlemelerin yapılması üzerine haziran ayında gerçekleştirilen sınavda kağıt ve kalem kullanması gerektiği belirtildi.
‘Kuralların belirli olması önemli’
KDK tarafından yapılan değerlendirmelerin ana eksenini, Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden belirlilik ilkesinin oluşturduğu belirtildi.
Raporda yer alan yazıda özellikle yazılı ve sözlü sınavlar hakkında şöyle dendi: ”Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişi hem idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılabilir, uygulanabilir ve nesnel olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gerekmektedir. Belirlilik ilkesi hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan belirli bir kesinlik içinde herhangi bir somut ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağladığını bunların idareye müdahale yetkisini doğurduğu bilmelidir. Kamu hizmetlerin ehil ve yetişmiş kişiler tarafından yürütülmesi için yapılan sınavlar kariyer, liyakat ilkelerine uygun ve tarafsız denetime imkan tanıyacak şekilde yapılması hukuk devletinin sonucudur.”