Erdoğan’ın siyaset tarzı, muhaliflerini kendisine karşıtlıktan öte bir şey savunamamakla suçlamaya, kendi siyasetini “hizmet ve icraat” ile özdeş kılmaya ve bu sayede seçimleri kazanmaya dayanıyor. Rakiplerinin, ülkenin bunca birikmiş sorunu karşısında “Erdoğan gitsin de”nin ötesine geçmeyen bir hedefe sıkışması, çarelere ikna edecek somut bir programı görünür kılmaması, bir süre sonra Erdoğan’ın, rakipleri arasındaki ideolojik, siyasal çelişkilere oynamasına, karşı ittifaklar içine “yerlilik, millilik” üzerinden hamleler yapabilmesine de olanak tanıyor.
Kaldı ki Erdoğan siyaseti, yeni koşullara uyum sağlama, iktidarı kalıcılaştırmak için hızlı manevralar yapma konusunda da 18 yıllık bir tecrübeye sahip. ABD seçimleri sonrasında hem ekonomide hem de siyasette değişim işaretlerini bu kadar hızlı vermeleri de bunun kanıtı. Kartlar yukarılarda yeniden karılıyor.