Karayolları Genel Müdürlüğü’nün son zamanların en büyük ihalelerinden biri olarak gösterilen Erdemli–Silifke–Taşucu yolunun Melleç-Kaledran bölümü pazarlık usulü ihale edildiği için Danıştay’a takıldı. Danıştay, pazarlık usulü ihalenin ancak acil durumlarda yapılabileceğine işaret etti.
Son yıllarda iktidarın bazı önemli ihaleleri Kamu İhale Kanunu’nun pazarlık usulüyle yapması tartışma konusu.
Oysa Kamu İhale Kanunu’na göre ‘doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya yapım tekniği açısından özellik arz eden veya yapı veya can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedilikle yapılması gerekliliği idarece belirlenen hallerde veyahut idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması’ halinde pazarlık usulüne gidilebiliyor.
Geçen yıl 15 Ocak’ta düzenlenen Erdemli–Silifke–Taşucu yolunun Melleç-Kaledran arası için aynı yönteme başvurulmuştu. İhale, 2 milyar 135 milyon lira bedelle Özaltın İnşaat Ortaklığı’na verilmiş, 2 Şubat’ta da sözleşme imzalanmıştı. Bu kadar yüksek meblağdaki bir ihalenin pazarlık usulüyle yapılması eleştirilmişti.
Kısa sürede tamamlanması gerekirken ‘yayılarak’ yapılmış
DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in aktardığına göre Danıştay’ın 13’üncü Dairesi 22 Aralık 2021’de ihalenin iptaline karar verdi. Kararda iktidarın sık sık başvurduğu pazarlık usulüne ilişkin dikkat çekici ifadeler yer aldı.
Danıştay, ihaleyi veren Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ‘yolun yapılmasının ivedilikle bitirilmesi gerektiğini ve bu nedenle bu yönteme başvurulduğunu’ söylediğini belirtirken şu çelişkiye dikkat çekti: “Dava konusu işin bitirilme süresinin 900 gün olarak belirlenmesinin ivedilik şartıyla bağdaşmadığı, niteliği gereği kısa sürede tamamlanması gerektiği ileri sürülen yapım işinin 900 gün gibi uzun bir sürece yayıldığı anlaşılmaktadır.”
Danıştay, ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü’nün iddiasının aksine yaşanabilecek trafik kazalarının trafik, can ve mal kaybı tehlikesi oluşturmasının ‘ani ve beklenmeyen olaylar’ olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Kararda şu ifadelere de yer verildi: “Pazarlık usulü ile ulaşılmak istenen amaç kesintiye uğrayan idari faaliyetlerin ve kamu hizmetlerinin devamlılığının bir an önce sağlanmasıdır. Zira idare pazarlık usulünde, temel ihale usulünden ayrılarak; ani, beklenmeyen, yapım tekniği açısından özellik arz eden, can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedi olarak yapılması zorunlu olan bir işi hızlıca tamamlama ya da ivedi ihtiyaç duyduğu mal veya hizmeti alma yetkisini kullanabilmektedir.”
Danıştay söz konusu ihalenin pazarlık usulüyle gerçekleştirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmetti.
Ne olmuştu?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçen günlerde 21/b yöntemiyle yapılan ihaleleri de gündeme getirmişti. Muhalefet, 21/b yöntemiyle kamunun zarara uğratıldığını savunuyor.
CHP lideri, 26 Ocak’taki açıklamasında, bir ihalede 6 milyar liralık usulsüzlük yapıldığını, buna Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imza attığını öne sürmüştü: “Belge yağıyor. Yolsuzluklar, israflar, peşkeşler… Bugün size bu belgelerden sadece bir tanesine şahit olmanız için davet ettim. Siz de görün yüzlercesi var. Bazıları bizzat Saray’daki şahıs tarafından imzalanmış. Bir belgeyi anlatayım, 3 Nisan 2018, bir açık ihale yapılır, bu ihaleye 15 firma katılır. İhalenin bedeli 3 milyar 198 milyon 743 bin 127 lira. Ama kazanan firmaya bu ihale verilmez çünkü beşli çeteden değil. Bu nedenle ihale iptal edilir ve aynı iş yeniden ihaleye gelir. 21 Ağustos 2020’de ihale açılır. Aynı iş bu kez 3 milyar 200 milyona değil, 9 milyar 449 milyon 995 bin 834 liraya beşli çeteye peşkeş çekilir. Saray’daki şahıs ne için imza atıyor anladınız mı? Aradaki 6 milyarlık fark için. Tek bir imza ile 6 milyar lira çeteye peşkeş çekiliyor. Hazine’nin kasasını soyanlar doymamış, daha da çok para istemişler ve imzalamak zorunda kalmış.”