Damla Doğan Tuncel: Yılın ilk sabahında fark ettik ki üzerimize yağan asıl şey kar değil, zammış

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ama yılın ilk sabahında fark ettik ki üzerimize yağan asıl şey kar değilmiş.
Zammış!

Biz “Kar yağışı devam edecek mi, pazartesi tatil olur mu” diye konuşurken; tüneller, köprüler, otoyollar, akaryakıt, harçlar, vergiler…
Hepsi sessiz sedasız arttı.
Ne Meclis’te sabaha kadar süren tartışmalar vardı, ne kameralar önünde uzun uzun anlatılan gerekçeler.
Yılbaşı gecesiyle birlikte, herkes evindeyken, zamlar bir anda devreye alındı.

2016’da açıldığında 15 liraya geçilen Avrasya Tüneli bugün 280 lira.
Bir tırın İstanbul–İzmir otoyolunda gidiş geliş bedeli 15 bin 670 lira.
Altını çizelim:
Yakıt yok.
Şoför masrafı yok.
Yük yok.
Boş da gitsen pahalı, dolu da… Bu maliyet sadece taşımacının değil; pazardaki domatesin, marketteki ekmeğin, sofradaki yemeğin maliyeti.

Yetmedi.
Özel Tüketim Vergisi arttı.
Benzin, motorin, sigara, alkol… Hepsine kalem kalem yüzde 7–8 zam geldi.
Poşet bile artık 1 lira.
Hayatımızdaki kuruş dönemi resmen kapandı.
Zamlar da lira ile geliyor.
Küçük artış, ufak dokunuş diye bir şey kalmadı.

Yurt dışına çıkmak mı?
O zaten başlı başına cesaret işi.
Çıkış harcı bin 250 lira.
Üç yıldan uzun süreli pasaport 13 bin liranın üzerinde.
Telefon getirdin diyelim; IMEI kayıt ücreti 54 bin lirayı geçti.
Gitmek pahalı, kalmak zor, dönmek zaten masraflı.

Telefonu Türkiye’den aldın diyelim. Bu kez ÖTV, KDV, TRT bandrolü, Kültür Bakanlığı payı, Özel İletişim Vergisi, telsiz ücreti, abonelik bedeli…
Cep telefonundan çok, cebimizde vergi taşıyoruz artık.
İletişim kurmanın bile bedeli ağır.

Ama bakan mutlu.
Rakamlar iyi diyor.
Risk primi düşmüş, mali disiplin güçlenmiş, tablo olumluymuş.
Peki hisseden var mı?
Sokakta, pazarda, mutfakta? Ya da belki yolda?
Büyük bir soru işareti…

Bu, net bir tercih aslında. Vergiyle yönetilen bir ekonomi, zamla ayakta tutulan bir düzen bu.

Damla Doğan Tuncel’in yazısı