Geçen ocak ayında Beyaz Show’a telefonla bağlanıp “Çocuklar ölmesin” dediği için hakkında soruşturma başlatılan Ayşe Çelik (‘Ayşe öğretmen’), programın sunucusu Beyazıt Öztürk’ün özür konuşması yapması için, “Keşke canlı yayında söylediklerinin arkasında dursaydı” dedi.

Kanal D’de Beyazıt Öztürk’ün canlı yayınlanan programına telefonla katılarak Diyarbakır’dan aradığını ve Ayşe Çelik adında bir öğretmen olduğunu belirten konuk şöyle demişti: “Ülkenin doğusunda yaşananların farkında mısınız? Burada yaşananlar medyada çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık! İnsanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın.”
Öğretmenin sözlerinin ardından, hassasiyeti için kendisine teşekkür eden Öztürk, “Elimizden geldiğince biz de duyurmaya gayret ediyoruz, emin olun. Ama bu söyledikleriniz bir kez daha bize ders oldu. Daha fazlasını yapmaya gayret edeceğiz. Oradaki insanlara selam olsun” diye konuşmuştu.
Daha sonra bir açıklama yapan Öztürk, Ayşe öğretmenin sözleri nedeniyle özür dilemişti: “Ben çok içinden geldim bu milletin. Terör örgütünün orada neler yaptığını her gün izliyoruz. Güvenlik güçlerinin nasıl zor şartlar altında çalıştığını hepimiz biliyoruz. Üzüldüm biz hep millete, vatana bağlılıkla büyüdük. Şansızlık oldu mu diyeyim, ne diyeyim bilmiyorum ama istemeden birini kırdıysak özür dilerim. Ama lütfen kimse beni politikaya malzeme etmesin. Ben bu zamana kadar politikadan uzak durmaya çalıştım, şimdi ise tam ortasındayım. İşimi çok seviyorum ve işime de devam edeceğim Kanal D’de. İstemeden bir şey yaptıysam özür diliyorum.”

‘İnsanları öğretmen sıfatıyla kandırmış gibi oldum’
Ot dergisinden Işıl Cinmen’e konuşan Ayşe Çelik, o günlerde yapılan ‘Böyle bir öğretmen yok, provokasyon’ tartışmalarına da yanıt verdi. 2008 Dicle Üniversitesi Resim bölümü mezunu olduğunu söyleyen Çelik, şöyle konuştu: “Ücretli öğretmen olarak çalışmaya başladım. Milli Eğitim Bakanlığı, ‘Öyle bir öğretmen yok’ dedi. Benim çalıştığım okullar Millî Eğitim’e bağlı devlet okulu değil mi? Maaşımı devlet ödemiyor mu? ‘Bu isimde kadrolu öğretmenimiz yok’ demek başka, ‘Böyle bir öğretmen yok’ demek bambaşka. İnsanları öğretmen sıfatıyla kandırmış gibi oldum.”
Çelik, Öztürk’ün özür konuşmasını dinlerken çok üzüldüğünü ve özür dilemesini beklemediğini de söyledi: “Ama keşke canlı yayında söylediklerinin arkasında dursaydı. Yanlış bir şey olmadığını o da biliyor. Ama belki baskı gördü. Onun için de çok üzüldüm. Keşke konu buralara kadar gelmeseydi.”
‘Babamın o halini görünce yıkıldım’
‘Ayşe öğretmen’, programa bağlanıp neden böyle bir konuşma yaptığını ise şöyle anlattı: “Birkaç yıl önce Silvan’da ücretli öğretmen olarak çalışmaya başladım. Orada eşimle tanıştım, evlendim ve kaldım. Ağustos 2015’e kadar hayatımız olağan şekilde devam etti. Sonra çatışmalar başladı. Çatışmalar aralıksız ve saatlerce sürüyordu. Bomba seslerinden uyuyamıyorduk. Antrede yatıyorduk. Tek hatırladığım geceleri başımı ellerimin arasına alıp, çığlık attığım… Silvan diye bir yer kalmayacağını düşünüyordum. Bunu yaşamadan kimse anlayamaz. Telefon, elektrik, su, internet… Hiçbir şey yoktu. Buraların en sıcak olduğu zamanlardı; biber gazından pencereleri de açamıyorduk. Arada yasak kalkıyordu, bulabilirsek erzak alıp eve dönüyorduk. Diyarbakır merkezde ev bulduk. Taşınacağımız gün tüm erzağı komşulara dağıttım ve ardından tekrar yasak ilan edildi. Bomboş evde, iki gün aç susuz, bomba sesleriyle kaldık. Bu travmayı atlatamadım ben. 8 Ocak gecesi eşim uyuyordu, ben de televizyon izliyordum. Beyaz Show’u izlemeye başladım, herkes eğleniyordu. Biz hiç kimsenin umrunda değilmişiz gibi hissettim. Yokmuşuz gibi… Bir anda aramak istedim.”
Ertesi gün annesinin evinin basıldığını ve 45 dakika boyunca arama yapıldığını anlatan Çelik şöyle dedi: “Babamın o halini görünce yıkıldım. Korkmamamı söyledi. Sonra gözaltı… Ama herhangi bir şiddete maruz kalmadım. Suç işlemediğim için avukat da istemedim. Sanırım tepkilerden dolayı duygular değişti. Sonra Beyazıt Bey televizyona çıkıp özür diledi…”