Çisil Sohodol: Jeoekonomik çatışma

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünya bir kez daha ‘kriz’ kelimesine alışıyor. Ama bu kez kriz tek başına de­ğil; yanına güvensizliği, belirsizliği ve rekabeti de alarak geliyor. Dün­ya Ekonomik Forumu’nun ‘Global Risks Report 2026’ başlıklı son ra­poru, bir gelecek tahmini yapmı­yor. Daha çok şunu söylüyor: “Za­ten içindeyiz.”

Rapora göre 2026, ‘çatışmalı re­kabet çağı’nın resmen başladığı yıl. Küresel sistem artık ortak akılla değil, karşılıklı hamlelerle ilerliyor. Devletlerarası ilişkilerde işbirliği dili geri çekilirken, ekonomi, tica­ret ve teknoloji giderek stratejik ve siyasi araçlara dönüşüyor. Bu tablo yeni değil, fakat bu yılın farkı şu: be­lirsizlikten çok kabulleniş hâkim. Raporun tonu, “Nasıl önleriz?” so­rusundan ziyade, “Nasıl idare ede­riz?” sorusuna kaymış durumda.

Geçen yılın raporunda öne çıkan ‘çoklu kriz’ (polycrisis) kavramı, bu yıl yerini daha dar ama daha sert bir tanıma bırakıyor: Jeoekonomik çatışma. 2026 için küresel ölçekte en büyük risk olarak ilk sıraya yük­selen bu başlık, yalnızca ticaret sa­vaşlarını değil; yaptırımları, yatı­rım kısıtlarını, tedarik zincirleri­nin siyasallaşmasını, teknolojiye erişimin sınırlandırılmasını ve fi­nansal baskı araçlarını kapsıyor.

2025 raporunda ‘tırmanma ih­timali’ olarak tanımlanan bu eği­lim, 2026 raporunda artık geçici bir dalgalanma değil, yerleşik bir dü­zen olarak ele alınıyor. Bu çerçeve, raporun geri kalanındaki tüm risk okumalarını da belirliyor.

Çisil Sohodol’un yazısı