Çisil Sohodol: Asıl mesele çocukların yapay zekayla kuracakları ilişkinin sırasını doğru belirlemek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir çocuğa her zorlandığında cevabı verecek bir teknoloji sun­duğumuzda ona yalnızca kolaylık sağlamıyoruz. Farkında olmadan gelişmesi gereken bazı zihinsel be­cerilerin işini de teknolojiye dev­retme ihtimalimiz var. Çünkü zor­lanmak öğrenmenin arızası değil, çoğu zaman öğrenmenin kendisi. Bir cevabı hemen bulamamak, bir fikri ifade edebilmek için uğraş­mak ya da yanlış yaptıktan sonra yeniden başlamak yetişkin haya­tında ortadan kaldırmaya çalıştığı­mız verimsizlikler olabilir; çocuk­lukta ise bunların her biri bilişsel gelişimin bir parçası.

Elbette buradan “teknoloji kö­tüdür” sonucuna varmak da bü­yük hata olur. Yapay zekâ doğru tasarlandığında kişiselleştiril­miş öğrenmeden erişilebilirliğe, dil desteğinden öğretmenlerin iş yükünün azaltılmasına kadar çok güçlü imkânlar sunuyor. Bugünün çocuklarının yaşayacağı ve çalışa­cağı dünyada yapay zekânın olma­yacağını varsaymak da gerçekçi değil. Asıl mesele çocukları yapay zekâdan uzak tutmak değil, onunla kuracakları ilişkinin sırasını doğru belirlemek.

New York ve Los Angeles’ın ka­rarlarını bu nedenle teknoloji kar­şıtlığı olarak okumak bana eksik geliyor. İki dev eğitim sistemi fark­lı yöntemlerle aynı soruyu soru­yor: Teknoloji öğrenmeye hizmet mi ediyor, yoksa öğrenmenin ken­disini mi devralıyor? Üstelik bu soru yalnızca Amerika’nın değil, önümüzdeki dönemde çocukların eğitimine ilişkin karar veren her ülkenin, her okulun ve her ebevey­nin önünde olacak.

Yıllardır çocuklarımızı geleceğe hazırlamak adına teknolojiyi sınıf­lara ne kadar hızlı sokabildiğimizi bir ilerleme göstergesi olarak gör­dük. Akıllı tahtalardan tabletlere, dijital platformlardan uygulama­lara ve şimdi yapay zekâya kadar yeniliği çoğu zaman hızla eşitle­dik. Oysa yapay zekâ çağında ilerici olmak, her yeni teknolojiyi müm­kün olan en hızlı şekilde çocukların önüne koymak anlamına gelmeye­bilir. Bazen ilericilik, nerede kulla­nacağımız kadar nerede kullanma­yacağımıza da karar verebilmektir.

Belki de artık ölçmemiz gereken şey çocuklarımızın yapay zekâyı kaç yaşında kullanmaya başladık­ları değil, yapay zekâ onların yeri­ne düşünmeye başlamadan önce onların düşünmeyi ne kadar iyi öğ­rendiğidir.

Çisil Sohodol’un yazısı