Cihaner'i makamında gözaltına alan firari emniyet müdürünün 39 yıl hapsi isteniyor

 

Ali DAĞLAR

alidaglar@gmail.com

Erzincan Ergenekonu olarak bilinen, dönemin  Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, 3’üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ve bir grup asker ile üç MİT yöneticisi ve görevlisinin yargılandığı davayı kurgulamakla suçlanan Erzincan Emniyet Müdürlüğü eski TEM Şube Müdürü ve beşi gizli tanık yedi kişi ağır cezalık oldu.

Fotoğraf: DHA
Fotoğraf: DHA

Hakkında yakalama kararı çıkarılan eski TEM Müdürü Murat Günbeyi ile beş gizli tanık ve cemaate ait bir özel okulun müdürü Ahmet Demir hakkında ‘FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmak’, ‘üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’, ‘iftira’, ‘yalan tanıklık’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’, ‘kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması’, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçlarından 14 yıl ile 39 yıl arasında ağır hapis istemiyle dava açıldı.

Sanıklar ‘Sırf cemaat yapılanması için tehlikeli ve zararlı olarak düşünülen kişilerin etkisiz hale getirilmesi amacı ile baskı, tehdit, şantaj veya aldatma gibi yöntemlerle gizli tanık ayarlamak, FETÖ/PDY terör örgütünün stratejisi doğrultusunda faaliyetlerde bulunmakla’ suçlanıyorlar.

ABD doğumlu firari TEM Müdürü Günbeyi, Başsavcılık makamını basıp gözaltına aldığı Cihaner, CHP’den aday olup milletvekili seçildiği yıl “Meclise girip Ergenekon ile mücadeleye devam edeceğim” diyerek AKP’den Erzurum milletvekili adaylığı için başvurmuş, geri çevrilmişti.

FETÖ/PDY terör örgütü tanımlaması

Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın iddianamesinde FETÖ/PDY için şu tespit yapıldı: “FETÖ/PDY adlı yapılanma, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1 ve 7. Maddelerinde ifade edilen, Anayasa’da belirtilen, Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olarak kabul edilmektedir.”

İddianamede Erzincan Ergenekonu kovuşturmasını dönemin Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal ile birlikte yürüten Erzincan Emniyet Müdürlüğü eski TEM Şube Müdürü Günbeyi, Erzincan’da Cemaate ait Otlukbeli İlköğretim Müdürü Ahmet Demir, gizli tanıklar İbrahim Baydaş (Gizli Tanık Ethem), Kemal Günay (Gizli Tanık Can), Yasin Güllü, Hüseyin Rıdvan Güllü (Gizli Tanık Kalem) ve Abdulvahap Güllü (Gizli Tanık Erzincan) sanık olarak yer aldılar.

Terör Müdürü yazman, Özel Savcı gözetmen

İddianamede Erzincan Ergenekonu olarak bilinen soruşturma ve davanın işaret fişeği iki şikayetle ilgili olarak “Savcı huzurunda tanzim edildiği anlaşılan ‘Müracaat Tutanağı’ başlıklı iki ayrı belgenin zabıt katibi olmaksızın tanzim edilmesi ve dönemin TEM şube müdürü Murat Günbeyi’nin yazman olarak tutanaklarda imzasının bulunması gözetildiğinde, sözkonusu belgelerin şüphelilerin fikir birliği içinde delil üretmek amacıyla tanzim edildiği kanaatine varılmıştır” değerlendirmesi yapıldı.

Sözü edilen iki başvurunun sahibi Demir’in, dönemin Erzurum Özel Yetkili Savcısı Şanal’a, sanıklardan Abdulvahap Güllü’ye ait ses ve görüntüleri içeren CD’leri teslim ederek, dönemin 3’üncü Ordu Komutanı Berk ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı Cihaner aleyhine delil oluşturmaya çalıştıkları öne sürülüyor. Gizli tanık Can’ın (Kemal Günay) bilinçli oluşturulmuş sorulara verdiği yanıtların, Gizli Tanık Ethem’in (İbrahim Baydaş) ifadesini doğrulamak amacıyla verildiği, birbirlerini tekrarlar şekilde soyut iddialar niteliğinde, ispatı güç ve imkansız, hayatın olağan akışına aykırı iddialar olduğu vurgulandı.

Gizli tanık ifadeleri “dedikodu” mahiyetinde

İddianamede şüpheli gizli tanıkların ifadeleri için “Dedikodu niteliğinde olduğu, abartılı ve kasıtlı oluşturulmuş sorulara verilmiş, birbirinin tekrarı cevaplar niteliğinde olduğu, ifade verenlerle, aleyhine ifade verilenler arasında kişisel husumetten kaynaklanan kızgınlık, kin garaz gibi duyguların altında verildiği izlenimi doğurduğu” değerlendirmesi yapıldı. Savcı “Sanıklar gizli tanık yapılmak suretiyle gerçeğin ortaya çıkmasına engel olunmuş, müştekilerin adil yargılanma hakları ihlal edilmiştir” tespitinde bulundu.

Çiçek belgesi, askerleri dahil etmek için!

İddianamede Fethullah Gülen Cemaati için zararlı ve tehlikeli görülen kişilerin sahte delil üretilerek, gizli tanıklar ayarlanarak hedefe konulduğu ve nasıl devre dışı bırakıldığı şöyle anlatılıyor:

“Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan ve ‘AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı’ adıyla gündeme gelen ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ ile askeri suç kapsamında yapılacak ‘Işık Evlerine baskınlarda silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda, silah, mühimmat ve materyal bulunması’ sağlanarak, ‘Fethullah Gülen grubu, Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü FETÖ kapsamına alınacak ve soruşturmaları askeri yargı kapsamında yürütülecek’ iddiasını hayata geçirmek için Ergenekon yapılanmasını içinde faaliyet yürüttüğü düşünülen ve FETÖ/PDY terör örgütü için zararlı veya tehlikeli olduğuna inanılan kişiler (müşteki MİT’çiler MY, NE, EE) aleyhine kullanılmak üzere FETÖ/PDY terör örgütü içinde faaliyet gösterdiği iddia olunan şüpheli Murat Günbeyi’nin azmettirmesi ile haklarında tanık koruma programı uygulanmak suretiyle gizli tanık yapılan şüpheliler İbrahim Bayşan ve Kemal Günay’ın soruşturmaya konu yalancı tanıklık yapmak ve kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında işlendiği anlaşılmaktadır.”

Sahte delil üretimi polis raporunda

İddianamede Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Görüntü ve Data İnceleme Şube Müdürlüğü’nün düzenlediği rapora atıf yapılan bölüm ise şöyle:

Görüşme içerikleri (Sanık Ahmet Demir’in Savcı Osman Şanal’a teslim ettiği gizli çekim kayıtları) gözetildiğinde, söz konusu görüşmelerden bir kısmının mağdur İlhan Cihaner’in tutuklandığı 17 Şubat 20190 tarihinden sonraki bir tarihte, bir kısım konuşmaların da bu tarihten önce yapıldığı, değişik tarihlerde yapılan konuşmaların teknik imkanlar kullanılmak suretiyle bir araya getirildiği, konuşmaların içerikleri bir bütünlük oluşturmadığı, şüpheli Ahmet Demir tarafından Erzurum Cumhuriyet savcılığına vermiş olduğu dilekçe ve ifade beyanı içerikleri ile konuşma içeriklerinin büyük bölümünün benzer nitelikte olduğu, bir konudan başka bir konuya atlamak suretiyle oluşturulan konuşma içerikleri gözetildiğinde, şüphelilerden Murat Günbeyi’nin öncülüğünde ve diğer şüpheliler Ahmet Demir ile Abdulvahap Güllü’nün eylem ve fikir birliği içinde mağdurlar İlhan Cihaner, Saldıray Berk ile müştekiler K.Ü, S.B.İ, Ş.D aleyhine olacak şekilde yönlendirici sorular sorulmak suretiyle alınan cevaplardan oluşan konuşma içerikleri bir araya getirilmek suretiyle sahte delil üretildiği anlaşılmıştır…”

Gizli Tanık cemaat evlerinde kalmış

İddianamede sanıkların bir bölümünün Gülen cemaatine dahil oldukları ve birbirleriyle irtibatlı oldukları, şüphelilerden Demir ile Günbeyinin aynı site içindeki apartmanda ayrı dairelerde oturmalarına ve birbirlerini tanımalarına rağmen Demirin Günbeyiyi tanımadığını söylediği belirtiliyor. İddianamede sanıklar arasındaki fiili irtibat şöyle anlatılıyor:

“Cemaate ait Otlukbeli Özel İlköğretim Okulu Müdürü Ahmet Demir ve Erzincan TEM Müdürü Murat Günbeyi ile cemaate ait ev ve yurtlarda uzun süre kalıp, cemaatin fikir ve amaçları doğrultusunda hayatını sürdüren Abdulvahap Güllü’nün birbirleriyle irtibatlarının olağan sosyal ilişkiden öte suça yönelik amacı ve hedefi kapsayan ilişki olduğu, şüphelilerin eylemleriyle ortaya çıkan kastın, yasadışı terör örgüt üyeliği suçuna yönelik kast olarak kabul edilmesi gerektiği, sırf cemaat yapılanması için tehlikeli ve zararlı olarak düşünülen kişilerin etkisiz hale getirilmesi amacıyla baskı, tehdit, şantaj veya aldatma gibi yöntemlerle gizli tanık ayarlanması, sahte delil oluşturulması, bu eylemlerin sürekliliği ve yoğunluğu, şüphelilerin terör örgütünün stratejisi doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak suretiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle organik bağ kurdukları, bu organik bağ içinde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk ve etkinlik gösteren eylem ve faaliyetlerde bulundukları…”

Gizli Tanık Erzincan olarak bilinen ve Erzincan Ergenekonu davasına esas alınan ifadelerin sahibi Abdulvahap Güllünin, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisiyken maddi durumunun kötü olması nedeniyle cemaat evlerinde kaldığı, daha sonra Diyarbakır’da cemaat evlerinden sorumlu kişinin yönlendirmesiyle Erzincan’da yine cemaate ait Şahika öğrenci yurduna transfer edildiği ve müşteki MİT’çilerle irtibat kurdurularak kumpasın temelinin atıldığı öne sürülüyor.

Yargıtay 11’nci Ceza Dairesi, 13 Kasım 2015’te CHP İstanbul Milletvekili Cihaner ve emekli Orgeneral Berkin aralarında bulunduğu 14 sanığın ‘Ergenekon terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla yargılandığı dava beraatla sonuçlanmış, Yüksek Mahkeme hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle başta dönemin özel yetkili savcıları Şanal ve Aksakal olmak üzere yargı mensupları ile kamu görevlileri hakkında HSYK’ya suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti.