Genel bir göz atışla evet; Şimyek’in sıraladığı ülkelerdeki asgari ücret düzeyleri, dolar bazında Türkiye’deki asgari ücretin dolar bazındaki karşılığının altında kalıyor. Türkiye’de halen 524 dolar düzeyindeki asgari ücret, Şimşek’in saydığı ülkelerde 300-450 dolar bandında değişiyor.
Peki ne yapmamız bekleniyor?
Türkiye’de yıllardır artarak süregelen, uluslararası raporlara giren ama birçok suç gibi cezasızlık duvarına toslayan yolsuzluklara ve bu sistemik yolsuzluk düzeni ile gelir eşitsizliği arasındaki mutlak bağlantıya gözlerimizi kapatıp Şimşek’e müteşekkir mi kalacağız?
Hiçbir muhabir, hiçbir gazeteci canlı yayında Bakan Şimşek’e mikrofonlar önünde yolsuzluk ile yoksulluk arasındaki somut bağı soramıyor (Çünkü bunun koşulları yok. Şimşek bunu soracak ortamlarda bulunmuyor. Bulunduğu yerlerde karşısına geçen meslektaşlar da sor-mu-yor.) diye, onun hiç mahcubiyet duymadan evine ekmek götüremeyen milyonlarca vatandaştan talep ettiği “sabır”a karşılık boyunlar bükülüp biat mı edilmesi bekleniyor? Bu mudur yani?
Batman’ın Arıca köyünde doğan ve çocukluğu ışık almayan toprak bir damda yoksulluk içinde geçen Şimşek’in, SBF’yi kazanıp ülkesinde bakan, başbakan yardımcısı sonra tekrar bakan olması, normal koşullarda bu ülkeden umudu kesmemek için etkili bir örnek olabilirdi.
Ama normal koşullarda…
Türkiye uzun süredir normal koşullarda değil, bu nedenle ekonomiyi yöneten ismin de kendi ülkesinden çok, yoksul ülkelere tavsiyelerde bulunan (“fakir ev ziyareti” gibi) uluslararası bir finans kuruluşunun teknokratı gibi konuşup tutum alması da maalesef hiç iyi bir örnek oluşturmuyor.