İki ay önce Hazine garantisi kavramını kullanmadan çıkarılan Borç Üstlenimi Yönetmeliği ile 1 milyar TL’nin üzerindeki büyük altyapı projelerinin kredi borçlarını bizim üstlenmemize karar verilmişti. Durumun vahametini yazdığımızda Hazine 29 Nisan’da bir açıklama yapmak zorunda kalmış ve “KİT’ler ile belediye projeleri kesinlikle borç üstlenimi kapsamında olmayacaktır” demişti. Oysa TCDD bir KİT. Gül, bu yasayı imzaladığında, TCDD’nin hızlı tren projelerine Hazine marifetiyle borç bulunacak.
Sorun bu değil. Sorun, göz göre göre kandırılmamız. Bundan dört yıl önce dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın “Devletin cebinden bir kuruş çıkmayacak” dediği ve Cengiz İnşaat’ın üstlendiği projenin borçlarını Hazine’nin ödüyor olmasında. Daha dün TMSF’den aldığı tarihi Hüseyin Avni Paşa Köşkü kuşkulu biçimde yanan Cengiz İnşaat’a borcumuzun, bir türlü bitmiyor olmasında. Aynı yasada, “Özelleştirme davalarında iptal kararı çıksa bile satılan kamu malı geri alınmaz” denilen maddeden de Cengiz İnşaat’ın yararlanacak olmasında.
Anlayacağınız Cengiz İnşaat’a bu millet, daha uzun yıllar borç ödemeye devam edecek. Hem de yerleşik kuralların üstüne buldozer gibi dalan torba yasalarla. Hazine gibi itibarını önce adında taşıması gereken bir kurumdan yapılan açıklamanın kısa ömrü ise borcun ağırlığının yanında ince bir hüzün diye not düşülebilir.