Katılımcı kurumsal demokratik sistemi kuracak zihniyetin esamisinin okunmadığı Ortadoğu’da ‘sandık gücüyle’ ancak buraya kadar. Birleştirici olamayan, tek adam zihniyetine dayalı, sekter, mezhepçi liderlerin kendilerini ve ülkelerini taşıdıkları yer hazin. ‘Azınlık’ addedilip hor görünenlerin intikamı feci olabiliyor. Amerika’nın sponsoru olduğu 2005 anayasasıyla bir ‘koalisyon sistemi’ olarak inşa edilen Irak’taki son kriz, bunun en net örneği. Görünen tablo şu: Daha iki ay önce sandıktan zaferle çıkan Irak Başbakanı Nuri el Maliki ya gidecek yahut Irak bölünecek. Sınır dediğiniz öyle bir kalem çiziktirmediğinden bölgede ciddi sarsıntıları baki kalacak şekilde…
Her koşulda Irak’ta tam bir kilitlenmişlik hâli var. Askerî anlamda köşeye sıkışan Maliki; ABD yönetiminin ince mesajlarına, Kürtlerin alenen ‘ya istifa et yahut ben ayrılım’ restine, Büyük Ayetullah Ali Sistani dâhil Şii ulemadan ‘git’ sesleri yükselmesine rağmen koltuğu bırakacak görüntüsü çizmiyor. İran olanca sessizliği içinde; kuvvetle muhtemel ki Bağdat’taki tercihini ve sonuçlarını tartıp biçiyor.