Hükümet bu sistemi iktidarda kalabilmenin aracı ve bir ABD’ye bir Rusya’ya oynama siyasetinin sonucu olarak aldı. Bu siyaset Batı ile mali bağımlılık ilişkisiyle rasyonel bağlantısı da bulunmayan bir siyasettir. Tehditler karşısında direnç kabiliyeti zayıf ve emperyalizmden daha güçlü rol ve pay istemeye odaklıdır. “Türkiye, dış politikasında barış ve istikrara katkıda bulunmak için üzerine düşeni yapan bir ülkedir” cümlesini içeren bir bildiriye imza atan bir muhalefetin bulunduğu ortamda hükümetten somut adım beklemek zordur.
Geçen sene Macron’un ‘beyin ölümünden’ söz ettiği NATO’nun aralık zirvesinde 2030-Yeni bir Çağ için Birliktelik belgesi gündeme taşındı. İttifak, bitmeyen Soğuk Savaş’ın ismini bir kez daha ‘Rusya ve Çin‘ olarak koyarken, ‘akil adamların’ hazırladığı reform belgesi Biden’ı bekliyor. CAATSA pazarlığında Biden’ın kozu çok, Türk hükümetinin elinde bir tek jeopolitik var. O jeopolitiğin mali çerçevesi ise ortada.