Ceren Sözeri: İddianın reddedilmesi yeterli sayılacaksa hiçbir yolsuzluk haberi yapılamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yerel seçimlerde RTÜK’te çalışan isimlerin doğrudan AKP kampanyalarında çalıştığının kanıtlandığı yetmezmiş gibi, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in Halkbank Yönetim Kurulu’nun bir üyesi olarak bankanın iletişim çalışmalarında aktif rol oynadığını da görmüş olduk.

Önce kuralı hatırlatmakta fayda var, dünyanın demokrasiyle idare edildiğini iddia eden hiçbir ülkesinde medya alanını düzenlemekle görevli kurumun başı, bir bankanın yönetim kurulu üyesi olamaz. Hatta bizde 1994’te çıkan ilk radyo ve televizyon yasasında medya sahiplerinin finansal kurum sahibi olması yasaktı, o yasaklar delindi, 2001 krizinde bankalarla beraber medya da battı. Bunun nedeni günümüz koşullarında medya aracılığıyla finansal verilerin manipüle edilebilme riski.

RTÜK Başkanı doğrudan haber yapmıyor olabilir ama medya üzerinde olmayan yetkisini dahi kullanabilecek kadar güçlü, hükümet yanlısı ve bunu dile getirmekten hiç çekinmiyor. Timur Soykan’ın 5 Haziran’da Birgün gazetesinin manşetinde yer alan “Halkbank’tan mafyaya kredi” haberi iddialara değil Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna dayanıyordu. Habere “kişilik haklarının ihlal edildiği” gerekçesiyle (Halkbank’ın nasıl bir kişilik hakkı var ve nasıl ihlal edilmiş muamma tabi) jet hızıyla erişim engeli geliyor. Üstüne Ebubekir Şahin, RTÜK Başkanı olarak bir açıklama yayınlıyor, haberi yalanlıyor ve gazetecileri tehdit ediyor, sansürü “uyarıcı ikaz” diyerek hem itiraf ediyor hem de meşrulaştırıyor. MASAK raporunun karşısına Halkbank’ın açıklamasını koyup habere “yalan” etiketini yapıştırıveriyor. Eğer kurum ve kişilerin iddiaları reddetmesi yeterli sayılacaksa hiçbir yolsuzluk haberi yapılamaz demektir bu. İspat hakkının yok sayılmasıdır.

Neyle neyi kıyaslayıp nereye varmak istediğime gelince Washington Post’taki iddialar etik ve siyasi sonuçlarıyla günlerdir ABD medyasında tartışılıyor. Bizde ise Çağdaş Gazeteciler Derneği dışında kurumsal bir tepki görülmedi. Ebubekir Şahin’in hem bir kamu bankasının yönetim kurulunda olması hem de medyayı düzenleyici kurumun başında olması etik ihlaldir, çıkar çatışmasıdır. Dahası medya üzerindeki gücünü kullanarak haber sansürlemesi yüksek sesle istifasının istenmesi gereken bir skandaldır. Bizde RTÜK’ün hukuksuzluğu, sansürü yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanıyor, “bizi ekrana çıkarmadılar” diye şikâyet ediliyor sonra her şey normale dönüyor. Siyaset medyanın gücünü, toplumsal rolünü anlamaktan halâ çok uzak.

Ceren Sözeri’nin yazısı