Adınız Tayyip Erdoğan da olsa, Türkiye’yi Çin, Küba, Kuzey Kore yapmaya gücünüz yetmez. Türkiye’yi size yedirmezler. Alay konusu olursunuz.
Tayyip Erdoğan’dan ’empati’yi esirgiyor değiliz. Zorda. Açmazda. Türkiye ‘şeffaflaştığı’ ve yöneticilerinin ‘hesap verebilirliği’ ilkesi yürürlüğe girdiği ölçüde, yani ülke demokratikleştiği ve bir ‘hukuk devleti’ olduğu takdirde, Tayyip Erdoğan ve ekibinin, ‘yolsuzluklar’ nedeniyle görevlerini terk etmeleri ve ‘bağımsız yargı süreci’nin konusu olmaları gerekecek.
Böyle bir ülkede, tapelere gerek kalmaz. Böyle olmayan bir ülkede ise tapeler dolaşıma girer ve yolsuzluk soruşturmasını örtbas etmek ve bu sayede iktidarda kalabilmek için, Twitter da dahil olmak üzere, kamusal özgürlük alanlarını ‘kapatmak’tan başka çare kalmaz.
Erdoğan’ın niçin ‘demokrasiden uzaklaştığını’ ona empati göstererek anlayabilmek mümkün. ‘Diktatörlük eğilimleri’nin nerelerden ve neden kaynaklandığını da… Tayyip Erdoğan’a ’empati’ gösterelim ama hiçbir ’empati’, onun ‘Türkiye’yi felakete götürmekte’ olan anti-demokratik hamlelerine ‘sempati’yi gerektirmez.
Koyduğu yasaklar anında çiğnenen ve kendisiyle alay edilmeye başlanan, kendisini içte ve dışta ‘gülünç’ hale getirmiş birisinden ‘diktatör’ de olmaz, ‘güçlü’ lider de…