Dünkü “mutlu son” elbette sevindiricidir. Kutlanmalıdır.
Ancak ardında bıraktığı bir dizi soru da mutlaka yanıtlanmalıdır.
Başta, tahliye etmeme kararı…
İkinci muamma, IŞİD’le neyin pazarlığının yapıldığı…
Tabii sırlar arasına şimdi, “Nasıl serbest kaldılar” sorusunu da eklemek gerek…
Göremediğimiz çok şey var, ama gördüklerimiz de yabana atılır cinsten değil:
Uzak bir tehlike gibi görülen IŞİD’in, ne kadar yakın bir tehdit olduğunu gördük.
Yayın yasağının hataları örtbas etmede ne kadar işlevsel olduğunu gördük.
Özgür basın olmayınca, hayati sorular sorulmayınca, boşluğun nasıl uluslararası basın tarafından doldurulduğunu gördük.
Devlet birimlerinin ne kadar dağınık olduğunu gördük.
Bir devleti ve dış politikasını rehin almanın ne kadar kolay olduğunu gördük.
Rehineler kurtuldu; darısı Türkiye’nin rehineliğine…