1940’lar Almanya’sının “Halkı Bilinçlendirme ve Propaganda Bakanı” Goebbels’in misyonu da aynıydı: Kitleleri yalana inandırmak… Goebbels, savaş öncesi çektirdiği filmlerde, saf Alman soylularını kandıran ve yönetimin üst katlarına tırmanan “kurnaz Yahudi”leri hedef gösteriyor, soykırımın altyapısını hazırlıyordu. Propaganda sineması, kitlelerin katliamlara göz yummasında ve Führer’in otoritesine ikna edilmesinde büyük rol oynadı.
Geçen hafta 1000 odalı Kaç-AK Saray’a 250 yeni oda ekleneceğini öğrenince, oraya illegal bir “Halkı Bilinçlendirme Bakanlığı”nın yerleştiğini, odalarda“Marksizme inancını yitirmiş” senaristlerin ve oyuncuların çalıştığını düşündüm ilkin…
Halkın haber değil, dizi izlediğini fark eden yerli Goebbels’ler, popüler kültürün kitlelerin manipülasyonundaki gücünü kullanmaya karar vermiş görünüyor. Haber kuşakları gözden düştüğünden beridir, halka olup bitenler, dizi ve filmler aracılığıyla anlatılıyor. Kobani’de çatışma mı çıktı; haberin anlatamadığını, iki hafta sonra Star TV’de“Reaksiyon” anlatıyor; “Paralel yapı”nın nasıl İsraille el ele provokatörlük yaptığını, nasıl yönetimin üst katlarına tırmandığını gösteriyor.
Hükümet, hırsızlık sicilinden köşeye mi sıkıştı; ATV’de bir hırsız, imam kılığına sokularak, dikkat başka yöne çekiliyor. Amerika’ya mesaj mı verilecek; Dışişleri yerine Polat Alemdar konuşturuluyor.