Erdoğan’ın Diyarbakır’da 2005’te söyledikleriyle aynı yerde olduğunu vurgulaması ne erken seçim ne de yeni bir çözüm süreci sinyaliydi.
Peki yakın zamana kadar “Kürt sorunuyoktur” diyen Erdoğan şimdi “sorunu”kabul eden 2005’teki sözlerini hatırlatarak ne yapıyor?
Bence bu iki söylem birbirine zıt değil hatta biri diğerini tamamlıyor. AKParti’nin terörle mücadele ve reform sentezine işaret ediyor. Aynı madalyonun ikinci yüzü. Aslında Erdoğan, ülkemizdekiKürtlerin sorunlarını “daha çok demokrasi ve refah” bağlamında çok büyük ölçüde çözdüğünü hatırlatıyor. Bunu yaparken de Kürt milliyetçilerinin maksimalist taleplerine (özerklik vs) kapıyı kapatıyor. Yine Erdoğan’ın çözüm sürecini bitirenin kendisi değil “karşı taraf” olduğunu ve HDP’nin Kürtlere zarar verdiğini vurgulaması anlamlıydı.
Artık HDP’nin marjinalliğini ve bu parti ile birlikte hareket edenlerin hatasını çözüm sürecini bitirenlerin Kürtlere verdiği zararı anlatarak vurgulayacak. Yani Erdoğan’ın yeni söylemi PKK terörü ile mücadeleyi gevşetecek ya da HDP’yi marjinallikten kurtaracak bir söylem asla değil. Aksine HDP üzerindeki demokratik baskıyı yoğunlaştıracak argümanlar içeriyor. Çözüm sürecini bitirmeleri ve Doğu-Güneydoğu illerini hendek terörüne çevirmeleri sebebiyle eleştiriyor. Bu sebeple Erdoğan’ın Diyarbakır’daki ifadeleri MHP ve lideri Bahçeli’yi rahatsız etmiyor. Aksine Bahçeli de Cumhur İttifakı’nın 2023 seçimlerinde Kürt seçmeni Millet ittifakı tarafına bırakmamak gerektiğini görüyor. Erdoğan’ın sentezi hem Cumhur İttifakı’nın Kürt seçmene sıcak mesaj vermesini sağlıyor hem de AK Parti ve MHP’nin güvenlik politikalarına uyum sağlıyor.