Avrupa’nın ‘Berezilya’sı Yugoslavya idi bir zamanlar, o Yugoslav ruhunun bayrağını taşıyan takım da Hırvatistan. 1998’de çeyrek finalde Almanya’yı 3-0 yendikleri maçı halay çekerek seyreden bir ben değilimdir herhalde.
Hırvatistan’ın kadrosu bu kez Boban, Prosinecki ve Suker gibi devlerin de içinde olduğu o efsane kadro kadar sağlam olmasa da, Luka Modric ve cezası yüzünden ilk maçı kaçıracak Mario Mandzukic gayet kalburüstü yıldızlar.
Elemelerde zorlanan Hırvatistan, Igor Stimac’ın yerine Berlin’de büyümüş Niko Kovac’ın göreve gelmesinden sonra play-off’da güzelim İzlanda’ya kıyarak turnuvaya katılmayı başardı.

Takıma Alman disiplini getirdiği için övülen Kovac, deneyimsiz bir teknik adam olsa da oyuncuları arasında hayli popüler. Kovac’ın, Modric-Rakitic-Mandzukic üçlüsünün ön saflarda yer alacağı bir 4-3-3’ü tercih etmesi bekleniyor. Ama Hırvatistan’ı yakarsa, savunması yakacak.
Hoca: Niko Kovač
42 yaşındaki Niko Kovač, turnuvanın en genç hocalarından biri. Oyunculuğu zamanında uzun yıllar milli takım kaptanlığını üstlenen Kovac, top-geçer-adam-geçmez ekolünden, başarılı bir defansif orta saha oyuncusuydu.
Esas oğlan: Luka Modric
Real Madrid’deki ‘esas oğlan’ enflasyonunda dikkat çekmiyor olabilir ama Ancelotti’nin üç yıl boyunca peşinden koştuğu Modric, Hırvatistan takımının kaderini belirleyecek adam. Ailesi savaştan kaçtığı için çocukluğu otel köşelerinde geçmiş bu utangaç adam, tek dokunuşla oyunun yönünü değiştirebilen o ender yeteneklerden biri.
Bizim oğlan: Gordon Schildenfeld
Rahmetli Vedat Okyar’ın kör olduğunu iddia ettiği, Sinan Engin’in ise aç bıraktığı aslan Schildenfeld, Hırvatistan yedek kulübesinde Kovac’tan şans bekleyecek.
Ben ona işletme yaz dedim: Mateo Kovacic
20 yaşındaki Interli orta saha oyuncusu, Avrupa’nın en parlak yıldız adaylarından biri.
Vedat Milor yazsa: Menemen
Üstad Hırvatistan’ı menemene benzetirdi herhalde. Kullanılan malzemeye ve yiyenin ruh haline bağlı olarak, dünyanın en lezzetli yemeğine de dönüşebilir, bitmek bilmeyen bir ızdıraba da.
Mazi: Okan Koç’un düşüşe geçmeden önceki kariyeri gibi
İlk milli maçını 1990’da oynamış, yaklaşık 4 milyon nüfuslu bir ülke için dört Dünya Kupası görüp bunların birini üçüncü sırada bitirmek şahane bir başlangıca işaret ediyor. Sonları Okan Koç’a benzemez inşallah.
Karagümrük-Kasımpaşa ekseni: Sırbistan
Sırbistan-Hırvatistan rekabeti, rekabet falan değil, bildiğimiz nefretten ibaret. 1990’daki meşhur Dinamo Zagreb-Kızılyıldız maçı 60 yaralıyla sonuçlanmış, savaşı tetikleyen maç olarak görülmüştü.
Sunay Akın ayrıntısı: Hırvatistan’daki Osijek Üniversitesi tıp fakültesi dekanı Alexander Vcev’in, üçüncü sınıf öğrencilerine klinik inceleme dersinde hastanın hareket ve davranışlarından hastalık teşhisinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Muhteşem Yüzyıl’da Süleyman’ı izleyin, onun tek bir söz dahi söylemeden yüz ve göz hareketleriyle ne kadar duygusunu dışa vurduğuna dikkat edin” dediği iddia ediliyor.

