Boğaziçililer: Tek korkumuz yanımızdaki arkadaşımızın başına bir şey gelmesi

Erdal Güven
Erdal Güven
Mesleğe 1991’de Cumhuriyet'te başladı. Yeni Yüzyıl ve Radikal’de çalıştı. Ocak 2013'ten bu yana Diken’in yayın yönetmeni.

ONUR ÖNCÜ

@oencueonur

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali, ardından gözaltına alınıp tutuklanmasını protesto gösterileri sürüyor. İlk günden itibaren eylemlerin başını üniversite öğrencileri çekiyor.

Eylemlerin merkezi okullarından biri, Boğaziçi Üniversitesi. Boğaziçili öğrenciler halihazırda 2 Ocak 2020’den beri kayyum protestosunda. İrili ufaklı sürekli eylem yapılan Boğaziçi’nde öğrenciler bu sefer de İBB odaklı soruşturmalara karşı eylemde. Boğaziçililer ‘irade gaspı’nı hiçbir biçimde kabul edemeyeceklerini belirtiyor.

Fotoğraf: X / CHP

Boykotun sürdüğü Boğaziçi’nde öğrencilerle Rumeli Hisarı’nda bir araya geldim. Öğrencilerin talebi üzerine gerçek isimlerini yazmıyorum. İki öğrenci Anadolu’dan diğer ikisi de İstanbul’dan Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanmış. Üç öğrencinin ailesinin maddi durumu orta altı, bir öğrenci ise orta dereceli. Yani iktidara yakın medyada anlatıldığı gibi ‘zengin çocukları’ değiller.

Sokağa çıkan öğrenci profilleriyle ilgili birçok insan yazdı çizdi. Ben hiç buna giremeyeceğim. Sadece merak ettiğim konular; motivasyon, korku ve eylemlerin nereye gideceği. Bu üç başlıkta öğrencilere sorular sordum.

‘Ülkede olanlara sessiz kalacak biri değilim

Ayşe 18 yaşında, iyi bir derece yaparak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanmış ve şu an hazırlık sınıfında.  “Sizin için kırılma anı neresiydi?” diye soruyorum:

“Kendimi bu ülkede olanlara sessiz kalacak bir noktada görmüyorum. İlk gün Beyazıt’a eylem çağrısı yapıldığı zaman, okuldan arkadaşlarımızla beraber gittik. Orada polis barikatının aşılması önümüzdeki en büyük motivasyon oldu. O günden sonra bir şeyler değişti. Ülkenin tamamı ayağa kalktı. Çünkü ülkede çok uzun süredir böyle bir barikatın aşılması görülmemişti. Ve bunun da öğrenciler tarafından yapılması bir ruhu yeniden canlandırdı. ‘Herkes oradayken ben nasıl orada olmam’ düşüncesi, motive olmamı bu sağladı.”

Önce Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline tepki olarak sokağa çıktığını belirten Ayşe, devamında taleplerinin arttığını ifade ediyor:

“Boğaziçi Üniversitesi uzun zamandır mücadele pratiği olan bir üniversite (2020’de kayyım eylemleriyle başlayan protestolar). Kayyım protestoları giderek biraz sönümlendi ama o eylemler devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi bu mücadeleye alışkın. İmamoğlu eylemlerinde bizim okul olarak kalabalık olmamızın sebebi, eylem kültürüne aşina olmamız. Eylemlerin çıkışı diplomanın iptaliydi ama sonrasında İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasıyla beraber bu eylemler daha da büyüdü. Bizim hedefimiz, örneğin akademik boykot yaparak alanlarımızda kazanımlar elde etmek. Sadece bununla belki hükümet istifa etmeyecek ama onların bizden aldıklarını geri kazanma çabası ve taleplerimizi götürme isteğindeyiz. Bu talepler; Boğaziçi özelinde en başta kayyımın ortadan kalkması, yeni bir öğrenci senatosunun kurulması vs. “

‘Tutuklanırsak hapishaneden devam ederiz

Beren, 22 yaşında ve hazırlık sınıfında. Boğaziçi’nde kayyım rektörden kaynaklı sürekli protestoların yapıldığına dikkat çekiyor. Beren’e, “Polis müdahalesinden korkuyor musunuz?” diye soruyorum:

“Belli düzeyde korkuyoruz ama birilerinin bir şey yapması lazım. Bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Aslında bizim tek kaygımız ve korkumuz, yanımızdaki arkadaşımızın başına bir şey gelmesi. Eylemlerde öldürülen çok oldu. Mesela Gezi’de Berkin Elvan öldürüldü. Hepimizin tek korkusu bu.”

Peki eylemler ne zaman bitecek?

“Eylemler istediğimiz kazanımları elde ettiğimizde bitecek. Veya hepimizin tutuklanmasıyla… tutuklanırsak da hapishanelerden ses çıkarmaya devam edeceğiz.

‘Eylem kültürü oluştu

İdil, 19 yaşında ve bu sene Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanmış. İdil arkadaşlarının heyecanlı olduğunu ve bir eylem kültürünün oluştuğuna dikkat çekiyor:

“Okuldaki öğrenciler heyecanlı. Bizim Gezi’ye özenmemiz vardı. Gezi editleri önümüze çok düşüyordu. Diğer öğrenci arkadaşlarımız özellikle çok heyecanlı. Ama herkes eylem pratiği kazandı. Geçen gün arkadaşım şunu söyledi: Olaylar sönümlense bile, sokakta bir sıkıntı olduğu zaman toplanabileceğiz. Çünkü biz artık toplanmaya alıştık. Polisin şiddeti, gözaltılar tabii ki insanları korkutuyor ama yine de bu eylem kültürünün yerleştiğini düşünüyorum.”

‘Benim artık korkacak bir şeyim yok

19 yaşındaki Kerem de arkadaşları gibi bu sene Boğaziçi’ne girmiş.  Babası EYT’den yeni emekli olmuş, annesi son iki yıldır asgari ücrete çalışıyor. Kerem ekonomik sorunlara dikkat çekiyor. Ekonomideki kötü gidişat ve ülkede artan adaletsizlik onu meseleler hakkında biraz daha düşünmeye itmiş. Polis müdahalelerinin çok sert olduğu aşikâr. Kerem’e de ilk sorum bu oluyor: Korkuyor musun?

“Korku her zaman vardı ama artık korkacak bir şeyim yokmuş gibi hissediyorum. İlk başta da korktum ama düşündükçe, gözaltına alınıp tutuklansam daha iyi şartlarda yaşayabilirim! Zor şartlarda okul okumaya çalışıyoruz. Bu işin sonunda bir şey kazanamasak bile, benim vicdanım rahat ve kendime ‘Ben oradaydım ve bir şeyler denedim’ diyebileceğim. Benim artık herhangi bir korkum yok.”

‘Bayram bizi engellemeyecek

Ayşe’yle devam ediyorum. Merak edilen sorulardan birisi de bu eylemlerin nereye gideceği:

“Öngörü yapmak çok zor. Bu da olmaz dediğimiz her şey oluyor. ‘Diploma iptal olmaz’ diyorduk, oldu. ‘İBB başkanı gözaltına alınmaz’ diyorduk, alındı. ‘Ekrem İmamoğlu tutuklanmaz’ diyorduk, tutuklandı. O yüzden açıkçası çok öngörü sunmak şu noktada gerçekçi değil. Ama boykottan bütün öğrenciler memnun. Boykotu da bir okul tatili gibi değil, şenlik havasında geçirme motivasyonumuz var. Zaten umutsuzluğa kapılmamak için bunu yapmak çok önemli. Kitle talebi doğrultusunda ne yapacaksak yapıyoruz. Kısa zamanda sönümlenecek bir şey değil. Bayram da bunu engellemeyecek. Çünkü bu sadece İstanbul’u ilgilendirmiyor, tüm ülkeyi ilgilendiriyor. Kazanım almak için alanlarda çalışma yapmak lazım. Biz kendi üniversitemizde gasp edilen haklarımızı geri kazanırsak, bu birçok üniversiteliye umut olacak.”