BNP Paribas tarafından hazırlanan bir analizde Türkiye’nin yaklaşan seçimler öncesi ekonomiyi canlandırmak için ‘geniş ölçekli manevralar’ yaptığı,‘birkaç çeyrek sürecek bir resesyona’ doğru gidildiği belirtildi.

Paris merkezli bankanın araştırma biriminden kıdemli ekonomisti Sylvain Bellefontaine imzalı ‘Türkiye: geniş-ölçekli manevralar’ başlıklı raporda şu ifadelere yer verildi: “Türkiye’de finansal gerilim sakinleşmiş durumda ama döngüsel koşullar Ağustos 2018’den bu yana kötüleşiyor. Görünen o ki birkaç çeyrek boyunca sürecek bir resesyon senaryosuna doğru gidiyoruz. En büyük endişe kaynağı ise finans dışı şirketlerin finansal zayıflığı. Hızla daralan cari açık ve son aylarda başlatılan dezenflasyonist süreç şu anda görülen makro-ekonomik gelişmeleri destekliyor.”
BNP Paribas analizinde Türkiye’nin ABD ile ilişkilerindeki gerilimlerin finansal istikrar sürecini daha da kırılgan hale getirdiği vurgulanırken, makroekonomik olarak ‘sert bir adaptasyon’ gözlendiği ve şirketlerin finansal durumlarının zayıfladığı belirtiliyor.
Rapordan öne çıkan bazı bölümler şöyle:
“2018, Ankara-Washington ilişkilerinde, Halkbank, İran ambargoları, Fethullah Gülen’in iadesi ve pastör Brunson’ın gözaltına alınması gibi gelişmelerle kaotik bir yıl oldu. Suriye sorununda işbirliği yapmak, NATO müttefiki iki ülkenin de jeopolitik çıkarları için doğru. Fakat Kürt sorunu, Türkiye’nin en büyük petrol tedarikçisi İran ve ABD’nin ezeli müttefiki Suudi Arabistan gibi birçok konuda ciddi fikir ayrılıkları devam ediyor.
Ağustostaki para birimi krizinden bu yana ekonomik koşullar ciddi şekilde kötüleşti. Döngüsel bir düşüş ve hızla artan enflasyon görüldü. Ay sonunda gerçekleşecek yerel seçimler de popülerliği hazirandaki başkanlık seçimlerinden beri azalan hükümet için bir test niteliğinde olacak.
Merkez Bankası’nın faizleri sert şekilde artırması ve pastör Brunson’un serbest bırakılmasıyla finansal çalkantı eylülden bu yana hafifledi. Ocak-ağustos döneminde avro-dolar döviz sepeti karşısında yüzde 42 değer kaybeden lira, eylül-ekim döneminde tekrar değerlendi ve yılı yüzde 27 kayıpla kapattı. (Kredi risk primi olarak da adlandırılan) Beş yıllık CDS’ler eylülden acağa kadar geriledi. İki yıllık CDS’ler yüzde 27.3’e kadar çıktıktan sonra eylülden bu yana sert geriledi ve ocakta yüzde 18’e kadar indi. Politika faizi eylülden bu yana yüzde 24’te.”









