Bir partinin hazin sonu

 

mert yildiz kelleMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Haziran’da tercihini yaptı. Başkanlık sistemi için ya HDP’yi ya da MHP’yi barajın altına itmesi gerekiyordu. Baktı Demirtaş çetin ceviz, Bahçeli ise her an yardıma koşmaya hazır bir dost, tercihini MHP tarafından yaptı.

MHP ne kadar farkında bilmiyorum ama önümüzdeki bir yıl içinde bir varoluş savaşı verecek. Ya ayakta kalıp güçlenecek ya da yok olup gidecek.

Pek çok MHP’li bu satırları okuyup, “Bize bir şey olmaz, sen işine bak” der muhtemelen ama 1990’ları görmüş herkesin hatırlayacağı gibi bu ülke başarısız siyasi parti mezarlığıdır. ANAP, DYP, DSP, SHP, RP… hepsi bir döneme damgasını vurmuş ve kalıcı olduklarını düşünmüştü ama başarısız siyaset sonları oldu. MHP de kısa vadede önemli değişiklikler yapmazsa kendisini bu listede bulabilir.

Bilinenin tekrarı olacak ama bugün seçim yapılsa MHP barajın altında kalır. Bunu pek çok anket gösteriyor. Bunu bilen ve başkanlık sistemini getirmek isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şu anda ülkeyi bir erken seçime daha götürmemek için kendisini zor tutuyor olmalı. Hele bir de HDP’nin baraj altında kalıp referendumsuz bu işi halletme ihtimali varken…

Burada soru şu: MHP nasıl oldu da bir yıldan kısa bir süre içinde yüzde 17’lerden yüzde 9’lara düştü?

Screenshot 2016-02-03 11.05.40

Screenshot 2016-02-03 11.06.06

MHP AKP’nin yedeği olmaya oynadı

Kimlik olarak baktığınızda, en ülkücü ve en muhafazakarları çıkardığınızda MHP ile AKP’li seçmen arasında çok bir fark göremiyorsunuz. Her iki parti de muhafazakar milliyetçi ve sağcı seçmene hitap ediyor.

MHP’nin eskiden yüzde 15’lik sağlam bir seçmen tabanı vardı. Her seçimde en fazla birkaç puan düşer veya artardı. Yani yüzde 12-17’lik bir banttan söz ediyoruz. Son dönemde oylarının düşmesi AKP’nin başarılı olmasına, artmasıysa AKP’nin başarısız olmasına bağlıydı.

Özetle MHP seçmenin gözünde büyük ölçüde AKP’nin yedeğiydi. Ama artık bu statüyü kaybetti çünkü hem AKP MHP’nin nişi olan kimlikte rekabet gücünü arttırdı hem de MHP yanlış politikalar izledi.

MHP’nin nişinden kasıt belli: bir milliyetçilik davası vardı ama AKP’nin bu sektöre girmesiyle rekabet kızıştı ve MHP’nin pazar payı düştü. Artık yüzde 5 ile 6 arasında kendisini ülkücü görenler dışında milliyetçi seçmenin MHP’ye oy vermek için pek bir sebebi kalmadı.

Özellikle AKP’nin PKK davasında MHP’lilerin tercih ettiği uzlaşmacı olmayan politikalar uygulayabileceğini göstermesi MHP’den oy çalmasına katkıda bulundu. MHP’nin ise AKP’nin eski uzlaşmacı tavrını, İmralı görüşmelerini seçmene hatırlatmaması AKP’nin ekmeğine yağ sürdü. Bir de tabii 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki istikrarsızlık tehdidi de MHP’li seçmenin yolsuzlukları ve kötü yönetilen ekonomiyi gözardı etmesini sağladı.   

Siz herkese ‘Hayır’ derken, millet size niye ‘Evet’ desin?

MHP’den oy çalmak için AKP hatasız bir oyun çıkarırken, MHP de sadece hata yaptı. MHP’nin besmele misali her söze, her işe ‘Hayır’la başlaması seçmeni bıktırdı. Kimse oy verdiği partinin bu kadar olumsuz olmasını istemez. Oyu boşa gitmiş gibi hisseder. Eskiden MHP’ye oy veren seçmen artık ‘Oyum boşa gideceğine bari iktidar partisine gitsin belki üç beş bir şey düşer’ diyor.

Son olarak MHP sağcı olmanın avantajını hiçbir zaman kullanamadı. Ekonomi konusunda tek bir söz etmedi. Seçmen de ülkeyi yönetebileceklerine inanmadı.

‘Biz de beş vakit namaz kılıyoruz’

MHP’li milletvekillerinin muhtemelen  en az yarısı Tuğrul Türkeş’e sunulan MHP’den AKP’ye geçme fırsatı sunulsa iki kere düşünmez. Bir MHP’linin sözleriyle, “Biz de beş vakit namaz kılıyoruz ama AKP’liler gibi ihale alamıyoruz malesef.”  

Bu düşünce yapısı MHP’nin sonu olur, çünkü AKP üç beş tane önde gelen MHP’liyi daha bünyesine alıp MHP’yi barajın altına iterek başkanlık sistemini getirdi mi MHP bir daha belini doğrultamaz.

Bu ülkeyi kuartarabilecek parti de MHP

CHP ve HDP’nin toplam oylarını yüzde 45’in üstüne çekmesi neredeyse imkansız. Kaldı ki CHP ile AKP arasında artık hiçbir seçmen kayması olmuyor. HDP ile AKP arasında taş çatlasa yüzde 3-5’lik kayma olabilir.

Buna karşılık MHP’nin tek başına yüzde 35’e yakın bir oy potansiyeli var ve MHP’nin aldığı her oy büyük ihtimalle AKP’den gidiyor. MHP’nin yüzde 25 bile aldığı bir ortamda AKP’nin yüzde 38’in üzerinde alması imkansız, hatta yüzde 35 bile zor. CHP ve HDP zaten potansiyellerine yakınlar, sorun MHP’nin potansiyelinin çok altında olması.

Hiçbir şey için geç değil

Her ne kadar Bahçeli’nin 7 Haziran sonrası tutumu partiye çok büyük zarar vermiş olsa da son dakika golleriyle MHP’nin maçı kazanması zor değil. Ancak MHP’nin sadece milliyetçi söylemlerle bir yere varamayacağını görmesi lazım. Artık orada çok güçlü bir rakip var ki rakip, askerinden tutun kamu şirketlerine kadar devletin tüm kaynaklarını seferber edip bu kimlikte sizi saf dışı bırakabiliyor.

MHP’nin ekonomiyi önceliğe çekmesi gerekiyor. Türkiye’de seçimi kazandıran da kaybettiren de ne kimlik ne siyasi görüş. Ekonomi, ekonomi, ekonomi. 7 Haziran-1 Kasım süreci bunun en büyük kanıtı olmasına rağmen hala muhalefet partilerinin aynı türküleri söylemesi gerçekten anlaşılır gibi değil. Hele MHP liderinin eski bir iktisat profesörü olduğu halde bu topa girmemesi hiç anlaşılır değil.

Sonuç olarak her koyun kendi bacağından, her parti liderininkinden asılır. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık yolunda karşısına çıkan Selattin Demirtaş engeliyle savaşmaktansa kolay lokma olarak gördüğü MHP’yi bitirmeyi tercih etti.

MHP, Devlet beyle bu yolda ilerlerlerse partiden üç beş kişi kendini AKP’ye atar kurtulur, kalanı bir daha meclis yüzü göremeyebilir .