Bir kraliyet skandalının anatomisi

AYŞEGÜL DİKENLİ WILLIAMS

Bin yıllık bir kraliyet ailesinin en popüler üyesinin Noel’den beri görünmemesinin komplo teorilerini beraberinde getirmesi kaçınılmazdı.

Galler Prensesi Kate Middleton’ın Anneler Günü’nde (Britanya’da 10 Mart Pazar günü kutlanıyor) paylaştığı aile fotoğrafı bu teorileri dindireceğine tam aksi etki yaratarak hayatımıza ‘Picture Kill‘ terimini getirdi. Fotoğrafın manipüle edildiği gerekçesiyle geri çekilmesi anlamına gelen bu durum söylentileri doğruladı. Prensesin evlilik yüzüğü neden yoktu? Kızı Charlotte’un eteği neden yamuktu? O el neden bulanıklaştırılmıştı? Eğer masum bir Photoshop hatasıysa neden saray orijinal fotoğrafı yayınlamıyordu?

Fotoğraf: Prens William

Bir yandan bu yıl yapılması planlanan genel seçimlere hazırlanan Britanya yılın başında önce İngiltere Kralı Charles’ın, hemen ardından Galler Prensesi Kate Middleton’ın hastalık haberiyle çalkalandı. Kralın kanser olduğu açıklandı, ancak ne tür bir kanser olduğu hala saklanıyor. Prenses birden ortadan kaybolmasa şu an belki de sadece Charles’ın hastalığı üzerine spekülasyonlar yapacaktık: Başbakanla haftalık görüşme gibi devlet işlerine yetişebilecek mi ya da o imzaları kim atacak onun yerine gibi…

Kraliçe yaşasaydı ne yapardı?

Ama öyle olmadı ve kraliyet ailesi belki de Megxit’ten (Harry ve Meghan’ın kraliyeti terk etmesi) sonra en çalkantılı döneme girildi. PR uzmanları sarayın kendini bu durumdan nasıl kurtaracağının hesabını yapıyor.

Sosyal medya çağında bu kadar gizem ve özel hayata saygı ne kadar gerçekçi bir beklenti? Ya da görevli ve aktif kraliyet mensuplarının tatmin edici bir açıklama yapmadan bu kadar uzun süre halka görünmeme hakkı var mı?

Daha da önemlisi, kraliçe yaşasaydı böyle bir durumda ne yapardı? Kraliçe en zayıf olduğu dönemde, Prens Philip’i kaybettiği Covid döneminde dahi halkına görünmekten kaçınmamıştı. Çocukları ve torunları Elizabeth’in o ünlü, “İnsanlar beni ancak görürlerse inanırlar” sözünden ders almamışa benziyor.

Mahremiyet hakkı için çok mu geç?

Halkla ilişkiler uzmanları fotoğraf skandalını ‘kendi kalesine gol atmak‘ olarak nitelendiriyor ve güvenin yeniden kazanılmasının zor olacağı görüşü hakim. Haber doğrulama sitesi Full Fact de şeffaflığın güveni korumada tek çare olduğunu aktarıyor. Full Fact’ten Chris Morris, görüntü manipülasyon araçlarının hızla yayılmasının oyunun kurallarını değiştirdiğini söylüyor. Morris, “Komplo teorileri bilgi boşluklarında gelişir. Güvenilmek istiyorsanız şeffaf olmalısınız” diyor.

İngiliz kraliyet ailesi hiçbir zaman diğer Avrupa soyluları gibi mütevazı bir hayat yaşayıp bisiklete binen bir konumu tercih etmedi. Kraliçe Elizabeth’ten bu yana meşruiyeti görünürlükte aradılar ve monarşinin tüm ihtişamını tüm riskleri göze alarak yaşamayı tercih ettiler. Şimdi mahremiyet talebi için belki de çok geç.

Kraliyet yanlısı gazeteler bile yanıt bekliyor. Fotoğrafın orijinali neden hemen dağıtılmadı?

Hem saltanatı tüm getirileriyle Hollywood yıldızları gibi sunup dünya gündeminde olmak hem de tüm spekülasyonlara kulak tıkayıp kuruma zarar vermek kaçınılmaz olsa gerek.

Şimdi akıllardaki soru, kraliyetin sadık hayranlarının da sabrı taşıyor mu yoksa her şeye rağmen dünyanın bu ünlü ailesi hala gönüllerin tahtında saltanatını sürdürebilecek mi?