Bilge Keykubat: Gıda enflasyonu ekonominin yapısal sorunlarından birine dönüşüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İklim krizinden enerji maliyetlerine, jeopolitik gerilimlerden ihracat kısıtlamalarına kadar birçok cepheden beslenen gıda enflasyonu, artık geçici bir fiyat şoku olmaktan çıkıp küresel ekonominin yapısal sorunlarından birine dönüşüyor. Merkez bankalarının faiz politikaları tarladaki maliyet baskısını söndüremezken, gıda güvenliği dünya ekonomisinin yeni stratejik sınavı haline geliyor.

Küresel ekonomi, son yıllarda ardı ardına gelen şokların ar­dından şimdi de çok daha sinsi, çok daha yapısal bir krizle sınanıyor. Merkez bankalarının faiz koridor­larında omurgasını dik tutmaya çalıştığı geleneksel enflasyon ca­navarı, cepheyi değiştirerek doğ­rudan insanlığın en temel hakkına, yani mutfağa ve sofraya demir at­mış durumda.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2026 ortası verileri ve yayımladığı son küresel uyarılar; gıda enflas­yonunun artık geçici bir arz dalga­lanması olmadığını, iklim krizinin, enerji koridorlarındaki kırılmala­rın ve emtia milliyetçiliğinin tetik­lediği kronik bir sisteme dönüştü­ğünü acı bir şekilde yüzümüze vu­ruyor. Bu veriler; fiyatların tek bir nedenden değil; iklim, enerji, tica­ret ve jeopolitik risklerin birbirini beslediği çok katmanlı bir yapıdan etkilendiğini gösteriyor.

Dünya genelinde para politikala­rındaki duruşlar tarladaki yangını söndürmeye yetmiyor; çünkü so­run para baskısında değil, küresel gıda mimarisinin bizzat kendisin­de yatıyor.

Bilge Keykubat’ın yazısı