Birçok yönetim toplantısında benzer bir cümle duyuyoruz: Yapay zekâya yatırım yapalım, performansı artıralım. İlk bakışta haklı bir cümle. Ama eksik.
Çünkü ne insan odaklı yaklaşım ne süreç ve sistem odaklı yaklaşım ne de yapay zekâ yatırımı tek başına sürdürülebilir performans üretir. Yeni dönemin meselesi, doğru insanı, doğru süreçleri ve doğru yapay zekâyı, doğru hedefler etrafında hizalayabilmektir.
İnsan kaynaklarını personel yönetimi sanmak, ERP’yi sadece yazılım olarak görmek, CRM’i müşteri listesine indirgemek ne kadar eksikse, yapay zekâyı tek başına performans mucizesi gibi görmek de o kadar eksiktir.
Yapay zekâ zayıf stratejiyi güçlendirmez. Dağınık iş modelini toparlamaz. Belirsiz sorumlulukları netleştirmez. Kötü tasarlanmış süreçleri otomatikleştirirse sadece karmaşayı hızlandırır.
Bu nedenle konuya daha üst bir yönetim perspektifinden bakmak gerekir. Ben bu perspektifi stratejik rezonans olarak adlandırıyorum.
Stratejik rezonans; strateji, iş modeli, kabiliyetler, operasyon modeli ve performans modeli arasındaki uyumun gücüdür. Şirket performansında asıl belirleyici olan, bu unsurların birbirini destekleyip desteklemediğidir.