Soyadı dayatmasına gelince, eşitsizliğin kurucu unsuru olduğu için kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin asli faili olduğunu bir kere daha belirteyim. Kadına evlendiği erkeğin soyadını alması dayatıldığı için özellikle boşanmak istediği, boşanma aşamasında olduğu veya boşandıktan sonra kendisine yeni bir hayat kurmak istediği için işlenen kadın cinayetlerinde faillerin temel motivasyonunu “soyadımı verdiğim kadın” ana fikri oluşturuyor. Toplumsal kalıp yargıları sürdürmeyi amaçlayan erkeğin soyadı dayatması, bu haliyle şiddeti, kadın cinayetlerini cinskırım olarak tanımlanacak şekilde sistematik ve kolektif cezalandırma yöntemi olduğu gerçeğini görünür kılıyor. Anayasa Mahkemesi bu gerçeği görmüş, Anayasanın eşitlik maddelerini ve ailede eşlerin eşitliği ilkesini dikkate alarak, kadınlar için evlilikte kendi soyadından sonra gelmek üzere erkeğin soyadını alma şartını iptal etmişti. Kadınlar hiçbir değişiklik olmaksızın evlendiğinde de boşandığında da kendi soyadını kullanabilmeli tıpkı erkekler gibi.
İktidar Anayasa Mahkemesi iptal kararını soyadı konusunda da tanımadı. Anayasanın eşitlik ilkesini çiğnedi. Meclise sevk ettiği yasa taslağında -ki bu da kendi yazdığı Anayasa maddesine aykırı ama hep yapıyor- eşitlik ilkesine aykırı olduğu için iptal edilen maddeyi aynen yazmayı seçmişti. Ancak iktidar kulislerinden eşitlik yerine başka bir ayrımcılık katmanı oluşturacak yeni öneri pompalanıyor topluma. Neymiş efendim “tanınmış kadınlar” için kendi soyadı bir istisna olarak kabul edilebilirmiş. AYM, kadın hareketleri ve bu ülkenin eşitlikçi insanları soyadı eşitliği sağlanmalı diyor. İktidar soyadı eşitliği sağlamak yerine kadınların soyadı konusunda kadınlar arasında ayrıca bir ayrım yöntemi öneriyor!
Kadınlar kendi soyadı hakkından, soyadı eşitliğini sağlayacak adımlardan vazgeçmediği gibi iktidarın ikinci ayrımcılık girişimini önlemeye hazırlanıyor. EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu, eşitliğin sağlanması yönünde sadece meclise ve merkezi yönetime değil aynı zamanda yerel yönetimlere de görevlerini hatırlatacak bir çalışma gerçekleştiriyor. Çalışmanın ana teması Anayasanın bağlayıcılığına dayanıyor. Türkiye’de kadınlar çok uzun yıllardır soyadı eşitliği için mücadele ediyor. Günümüzde bu fırsat yakalandı. Kaçırmayalım. Unutmayalım ki soyadı değişikliği kadınları kimliksizleştiriyor. Adımız kimliğimizin, kimliğimiz kişiliğimizin ve özgüvenimizin inşasında etkendir. Aynı zamanda eşitsizlikten kaynaklanan cinsiyet temelli şiddetle mücadele yollarından birisidir, kendi soyadımıza sahip çıkmak.