Milliyetçilik milliyetçilik doğuruyor. Yunan milliyetçiliği ile Türk milliyetçiliği nasıl birbirini besliyorsa, Kürtçülük ve Türkçülük de birbirini kuvvetlendiriyor.
Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de ve nihayet İran’da; her kritik virajda hem Türkçülerin hem de Kürtçülerin sayısız defa maskeleri düştü. ABD’nin dümen suyundan çıkamadılar, İsrail’in vaatlerinden bir türlü kafalarını kaldıramadılar. Halkımızın onurunu ayaklar altına aldılar.
Bir yanda Türkçü siyaset, diğer yanda Kürtçü siyaset; adeta bir yarış içinde müttefiklerine yaranmaya çalıştı. Gidiş yolu farklı da olsa sonuç hep aynı oldu. Siyonizmin bölgesel çıkarlarına uyuldu, İsrail asla yalnız bırakılmadı.
Biz bu ülkeyi şucular, bucular gibi parça parça değil, bütünüyle seviyoruz. Çünkü bu bütünün her zerresinde sınıfımızın kanı, emekçinin alın teri var. Onun için, memleketi leş kargalarıyla, asalaklarla, hırsızla, uğursuzla paylaşmayı reddediyoruz. Saflaşma sömürenlerle sömürülenler arasındadır!
Artık durduruldu mu, donduruldu mu, sürüyor mu, bitti mi bir süreçtir başımızda ama biliyoruz ki bunların barışı da yalan, savaşı da…
Onlara bakmayın. Asıl bizim barışmamız lazım. Türkçülükle, Kürtçülükle yolun sonu gelmez; birbirini yer, başkalarına hizmet edersin.