Berkant Gültekin: Yenilen bir adaydan çok, işte bu siyasi mücadele anlayışı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Rejimin planı karşısında muhalefet, başta ekonomik tablo olmak üzere ülkedeki ağır sorunların, seçmeni doğal şekilde iktidardan koparacağını varsaydı. Memleketin kötü yönetilmesinden kaynaklı oluşan yaşamsal memnuniyetsizliğin, doğrudan iktidara bir tepkiye dönüşeceğini ve bunun da sandığa değişim iradesi olarak yansıyacağını düşündü. Bu nedenle iktidarın terör üzerinden kurduğu söylemsel hücumlara, sürekli savunma çizgisinden yanıtlar üretildi. Toplumun önüne yeni ve yaratıcı bir gelecek vizyonu koymaktansa, var olan denklem içinde hakim pozisyona geçmek niyetiyle bir sağcılaşma stratejisi izlendi. Halka “seçimi bekleyin” dendi; miting meydanlarındaki yuhalamalar bile engellendi, kitlelere tepkilerini sandıkta göstermeleri salık verildi. Yüksek siyasetle sonuca ulaşılacağı, genel merkezler üzerinden kurulan ittifakların 21 yıllık devletleşmiş bir iktidarı yıkacağı, yurttaşı politikadan soyutlayan, toplumu siyasallaştırmaya yanaşmayan anlayışın zaferi getireceği sanıldı. Bu nedenle yoksullaşan, baskıdan bunalan, adaletsizliğe, çürümüşlüğe ve gericiliğe isyan eden, yani en basit ifadeyle yaşamının ve ülkesinin bu hale düşürülmesine razı olmayan milyonların tepkisinin, Türkiye’nin siyasal atmosferini belirleyecek bir güce dönüştürülmesi hedeflenmedi. İktidarın kurallarını, amacını ve zamansal akışını belirlediği bir oyunda, tarihsel ve kökü derinlerde olan korkuların, “Merkez Bankası’na bağımsızlık vereceğiz” gibi vaatlerle aşılacağı hesap edildi.

Yenilen bir adaydan çok, işte bu siyasi mücadele anlayışıdır. Halkı pasifleştiren, alanlara sırtını dönen, henüz seçimi kazanmadan koltukları paylaşmaya odaklanan muhalefet çizgisi kaybetti. Bu paradigmayı sorgulamadan arenaya hangi aday sürülürse sürülsün, iktidarın ürettiği iftira kampanyasında boğulmamak mucizedir. 21 yıllık bir düzenin karşısına yeni bir hegemonya perspektifi koymak yerine kutuplaştırıcı kimlik siyasetinin alanı içinde köşe kapmaca oynamaya devam ettikçe yeni mağlubiyetler kaçınılmaz olur.

Berkant Gültekin’in yazısı