Berkant Gültekin: Süreç içindeki çelişkileri görmeden konuyu İmralı merkezli ele alma çabası politik bir tercih

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Meclis komisyonunun İmralı’da Abdullah Öcalan’ı ziyaret edip görüşme gerçekleştirmesi günlerdir tartışılıyor. CHP, aldığı tutum nedeniyle DEM Parti ve ona yakın çevrelerin eleştiri oklarının hedefi oldu. Süreç içindeki çelişkileri ve kafa kurcalayıcı noktaları görmeden konuyu İmralı merkezli ele alma çabası politik bir tercih.

Oysa ortada, ‘Kürt sorunu’ deyince bunu salt güvenlik sorununa indirgeyen, bu köklü meseleyi yok sayan ve en nihayetinde süreci de ‘terörsüz Türkiye’ olarak isimlendiren bir iktidar aklı var.

İktidar, devletin resmi Kürt paradigmasını, Suriye ve Ortadoğu’daki yeni düzene uyum sağlamak amacıyla yeniden biçimlendirirken, masaya demokratikleşmeyi değil, ‘terörden arınmayı’, ‘terör yükünden kurtulmayı’ koyuyor.

Muhalefet ise tarihsel Kürt sorununu varlığını kabul edip bu sorunun ancak demokratikleşmeyle, hukukla ve özgürlükle üstesinden gelinebileceğini vurguluyor. Aslında Kürt hareketi de düne kadar bu vurguları sıklıkla yapıyordu. Fakat şimdi bunu sorunsallaştırmıyorlar. Zaten bugün kendilerine yöneltilen eleştiriler de reel politikada izledikleri tutumun farklı oluşundan ileri geliyor.

Eğer baskının tüm yoğunluğuyla öylece yerinde durduğu, hukuksuzlukların ara vermeksizin sürdüğü, insanların çat kapı evlerinden alındığı, aylarca cezaevinde tutulduğu, iktidarı protesto eden 50 kişinin 100 metre yürütülmediği, seçme-seçilme hakkının bile sorgulandığı bir ortamda, bazı kimlik ve kültür temelli hakların devletçe tanındığı, kimi ‘af’ düzenlemelerini içeren kontrollü bir açılıma ‘demokratikleşme’ denecekse, buyursunlar.

Berkant Gültekin’in yazısı