İlk tur-ikinci tur arası en önemli gelişmelerden biri Kılıçdaroğlu’nun YouTube’da Babala TV’nin programına konuk olmasıydı. 4 saat 6 dakikalık program, sadece 1,5 günde 20 milyondan fazla izlendi ve kanalın en çok görüntülenen içeriği oldu. Kılıçdaroğlu, format gereği çoğunluğu AKP’li olan katılımcıların sorularını yanıtladı. Genel olarak gayet başarılı bir performans ortaya koydu.
Karşı mahalleden Kılıçdaroğlu’na sorulan sorular hayli düşündürücü. Kimse Kılıçdaroğlu’nun yoksulluğu nasıl çözeceğini merak etmiyor. Ekonomik krizden ülkenin nasıl kurtulacağına dair fikirlerini ve planlarını öğrenmek istemiyor. Türk lirasının değer kaybı, döviz rezervlerinin tükenmesi, ülkenin dış borcu, cari açık ve siyasi bağımsızlığa yönelik gerçek tehditler ilgi çekmiyor. Genç işsizliği ve yoksulluğuna ilişkin kafalarda bir kılçık yok. Sanki çok sıradan ve gelip geçici konularmış gibi… Milli gelirin adaletsiz bölüşümü, sermaye şişerken emekçilerin yaşadığı gelir ve hak kayıpları umursanmıyor. Yargının tarafgir tutumu, kuvvetler ayrılığının nasıl tesis edileceği radara giremiyor. Liyakatin ayaklar altına alınması, torpilsiz iş bulamama sorunu, 14-15 yaşındaki çocukların bu ülkeden kaçma isteği de çok mesele edilmiyor. Varsa yoksa terör, HDP, PKK… Ülke, Cumhuriyet tarihinin her açıdan en beter döneminde, pasaportumuz saygı, paramız gün yüzü görmüyor, milli varlıklar özelleştirilip yerli-yabancı sermayeye peşkeş çekiliyor, ne bugünden ne de gelecekten bir umut kalmış ama kafaya takılan soru “Kılıçdaroğlu Togg’u niye ziyaret etmedi?”, “PYD’ye terör örgütü diyebiliyor mu?”, “Trabzon’da Demirtaş’a özgürlük isteyebilir mi?” Akıl alır gibi değil ama durum böyle. Türkiye’yi hatalı politikalarıyla batağa saplayan iktidar, buna rağmen gençliğin bir bölümü üzerinde terör, milli güvenlik ve bekaya yönelik korkuları ekonomik ve sosyal yıkımın üzerine çıkarmayı ne yazık ki başarmış.