Algıları, düşünce kalıplarını ve davranışları belirleyen bu hegemonya nedeniyle seçim sonrası ekonominin başına Mehmet Şimşek’in getirilmesi, Erdoğan düzenine karşı olan kesimlerin bir kısmında bile memnuniyetle karşılandı. Çünkü muhalefetin “liyakat” eleştirisi dışında farklı bir perspektif koyamadığı ekonomide, sorunların büyük oranda Nureddin Nebati’den kaynaklandığı düşünülmüştü. Bu mantık mevcut vaziyeti ise “ekonomi biliminin gerçeklerine dönülecekse ortada itiraz edecek bir şey yok” diye karşılıyor. Anaakım muhalefet “işin ehline verildiğini” kabul ediyor olsa gerek, konuyla ilgili henüz dişe dokunur çıkış yapmadı. Yapmaması da normal. Çünkü temelde iktidarın piyasacı modele yaklaştığı koşullarda muhalefetin söylemi, hatta varlığı dahi boşa düşüyor.
Bir av mevsiminin içinden geçiyoruz. İktidar, on yıllardır tek doğruymuş gibi ezberletilen bir planla halkı acı reçetelere boğmak için hazırlık yapıyor. Sağı, sağcılık yaparak yeneceği hülyasına kapılan ancak iktidarı kazanamadığı gibi sağcılaşmanın arkasındaki rüzgârı da kuvvetlendiren anaakım muhalefet aklının yeni dönemde topluma ufuk açmaktan uzak olacağı aşikâr. Oysa başka bir düzen, daha adil ve eşitlikçi bir Türkiye mümkün.