Aile on yılı ilanı, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, kreşlerin kapatılması, nafaka tartışmaları, komşu anne projesi, düşük ücretler, esnek çalışma örnekleri ve çok daha fazla tartışma… Kadınların nasıl yaşayacağına, nasıl çalışacağına ne zaman evleneceğinden ne zaman emekli olacağına kadar söz sahibi olan iktidar, sürekli bir proje üretme derdinde. Ancak biz kadınların AKP iktidarında öğrendiğimiz en iyi şeylerden biri bu projelerin hiçbirinin bizim hayrımıza olmadığı.
Kadınlar katlediliyor ve buna karşı çıkan kadınlar mı sokakta? Hemen gözaltı, hemen tutuklama… Bu tabloya bakınca içimizden geçen şu oluyor değil mi? “Başımıza bir şey gelir, ses etmeyelim. Silivri soğuktur, aman sesimiz çıkmasın.” Ama mesele öyle değil kardeşim, ses etmedikçe başımıza gelenler ortada.
Demokrasiyi getirecek olan sermayenin çıkarlarına göre sunulan projelerin değil, kendi mücadelemizden geçtiğini hatırlamamız bugün çok hayati bir yerde duruyor. Çünkü kadınlar için kaybedilecek bir gün, bir saat daha yok. Hayatımızı da bizden, bizim mücadelemizden başka güçlendirecek başka hiçbir şey yok. Hiç kimse bize altın tepside sunmayacak bu yaşamı.