Linç, hukukun olmadığı yerdir… Sürek avına benzer; peşin suçlu ilan edilmiş masum kaçmak ister… Peşindeki avcıların vahşi çığlıkları dört bir yanda yankılanır… Her kafadan bir ses çıkar… Av, yakalandığı an peşindeki güruhun elinde, sorgu sual olmadan paramparça edileceğini bilir… Şaşkındır… Sığınacak hukuk arar, bulamaz… Peşindeki sürek avcılarının tek amacı vardır; yakalamak ve linç etmek…
Linç; hukukun olmadığı zamanların kültürüdür… Bir kez sürek avının naraları duyulmaya başlayınca, adalet duyguları, akıl, mantık, vicdan kaybolur, tümü yerini linç güdüsüne bırakır… Çığlıklar arasında sopalar, satırlar, bıçaklar inip kalkmaya başlar… Yanında olması gerekenlerin dahi attığı taşlar varlığında derin yaralar açarken, avın neyi ifade etmek istediği duyulmaz bile…
Lincin başladığı yer; hukuku istemeyen, hedefine ancak hukuksuzlukla ulaşmaya çalışanın “vurun” komutudur… Bittiği yer ise; utancın derin sessizliği…