Ben bu şehre aşıktım eskiden. Baba ocağından sonra, henüz bıyıklarım yeni terlerken, ilk sevdamdı…
Terminalde inip şaşkın ürkek etrafıma bakarken tanışmıştık…
El ele tutuşup gezmiştik Gençlik Parkı’nı, Papazın Bağı’nı, Keklik Pınarı’nı… Kuğulu’da kuğulara simit atarken hoşlanmıştım ilk… Kazablanka Bar’da sabahladığımız gece açılmıştım, küçülmüş gözlerim peltek dilimle söylemiştim: “Seni sevdim Ankara…”
Onu imam nikahı ile Melih diye birisine verdiler… Buram buram cumhuriyet kokan kimliğinden çıktı, taklit cam takılar, çin malı taşlar, görgüsüz renkler, baldırında, kollarında diş izleri…
Kaç gündür caddeleri boş, sokakları ıssız, ölü toprağı serpilmiş Ankara’ya…
Saçına taktığı kırmızı karanfilleri, bombaların patladığı siyah asfaltlara bırakıyorlar…