Bekir Ağırdır: Bireylere indirgenmiş siyaset, kolektif talepleri siyasetin dışına itti

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cambridge Sözlüğü yılın kelimesi olarak “parasosyal”, Oxford Üniversitesi ise “rage bait” kavramını seçti. Bu iki kelimenin seçimi bile hayatımızdaki mekânsal dönüşümü ve sonuçlarını izleyebilmek, anlayabilmek için güçlü bir çerçeve sunuyor.

Parasosyal, bir kişinin tanımadığı bir ünlüye, ağırlıklı olarak ekranlarda gördüğü bir figüre karşı geliştirdiği tek taraflı yakınlık hissi anlamına geliyor. Sunucular, sporcular, sanatçılar, siyasetçiler derken YouTuberlar, influencerlar, fenomenler olarak çoğalan karakterlerle izleyiciler arasında kurulan bu ilişki “parasosyal ilişki” olarak adlandırılıyor.

Oxford’un seçtiği “rage bait” kavramı ise dijital dünyadaki etkileşimi artırmak için öfkeyi tetikleyen, kışkırtıcı veya incitici içerikler, paylaşımlar anlamına geliyor. 

Aralık 2025 Veri Pusulası araştırması da bu iki kelimeye, dijital hayatımızın önemlice bir yönünü biçimleyen bu ilişkilere odaklanmıştı. 

Siyaset bakımından, sosyal medyaya ve sosyal yakınlaşmaya yaslanan siyaset tarzının bir başka sorunu daha var. Bugün siyasete dair neredeyse bütün tartışmalar, bir yandan dijital dünyaya kayıyor diğer yandan bireylerle kurulan ilişki üzerinden yürüyor. Lider ile seçmen bağı, dijital yakınlık, parasosyal ilişkiler, öfke dili, kışkırtıcı içerikler… Veri Pusulası’nın 2025 bulguları da bu çerçevede sayılar sunuyor. Kim kime ne hissettiriyor, kim kimi takip ediyor, kim hayal kırıklığına uğruyor.

Öte yandan bu sayılar ve anlamlandırmalar kıymetli ama eksik. Çünkü siyaseti yalnızca bireylerle kurulan iletişim olarak ele aldığımızda, siyasetin asıl taşıyıcılarını, sınıfları, kültürel aidiyetleri, kolektif deneyimleri, ortak duyguları ve ihtiyaçları, görünmez kılıyoruz. Oysa siyasetin krizi, bireylerle daha az ya da daha çok konuşmakta değil, toplumsal bağları ihmal etmekte yatıyor.

Bireylere indirgenmiş siyaset, sınıfları, sosyolojik kümeleri, ortak sorunları ve kolektif talepleri siyasetin dışına itti.

Bekir Ağırdır’ın yazısı