Bekir Ağırdır: Anksiyete yaygınlaşmış, stres norm haline gelmiş

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Veri Pusulası’nın ikinci odağı geleceğe bakış ve güvensizlik kaynaklarını anlamaya çalışmaktı. Bireylerin gelecek kaygısının dozu, nedenleri, bu kaygının yaygınlığı, zaman ufku ve güven duygusunu besleyen unsurları incelemeye çalıştık.

Anksiyete yaygınlaşmış stres norm haline gelmiş. Bulguların gösterdiği toplumsal fotoğrafın iki ana karakteri belirginleşti. Birincisi, toplum gündelik hayatını, hanesinin dirliğini düzenliğini sürdürmekte zorlanıyor. İkincisi; yaşanan yalnızca “zorlanma” değil, giderek kaygı altında yürüyen, hayatta kalmaya odaklanan bir gündelik hayat ritmine “sıkışmışlık”.

Araştırmada bireylerdeki anksiyete seviyesini ölçmek için geliştirilmiş evrensel ve akademik bir ölçek kullanıldı. Bu ölçeğe göre bulgular, toplumun yalnızca yüzde 17’sinin minimal düzeyde, geri kalan büyük çoğunluğun ise hafif, orta ya da şiddetli düzeyde anksiyete yaşadığını gösteriyor.

Bu veri tek başına önemli olmakla birlikte, asıl anlamını dağılımın yapısında buluyor. Her 6 kişiden 5’i hafif, orta ve şiddetli anksiyete grupları içinde yer alırken, grupların büyüklükleri birbirine oldukça yakın. Bu dağılım da kaygının toplumun belirli bir kesimine sıkışmadığını, aksine geniş bir alana yayıldığını anlatıyor.

Kaygı artık marjinal bir durum olmaktan çıkmış, normatif bir duruma dönüşmüş. Çünkü hemen her bir demografik, sınıfsal ve sosyolojik kümede kaygı hali, anksiyete seviyesi farklı seviyelerde olsa da oldukça yaygın ve yüksek seyrediyor.

Bir bakıma kaygı, gündelik hayatın doğal bir parçası haline gelmiş, hatta bir anlamda verili duygu durumu olmuş.

Bekir Ağırdır’ın yazısı