Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Bugün size öncelikle tek bir mahkûmun, beni çok etkileyen Hava İstihkam Er’i, Çorum Cezaevi’nde yatan Uğur Seldüz’ün 28.10.2024 tarihli mektubundan alıntılar iletmek istiyorum. Uğur Seldüz, 1994 doğumlu bir eski Er; FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminde kendi deyimiyle “Hava Harp Okulunda hiçbir rütbesi olmayan, tuvalet yıkayan, nöbet tutan bir Er”. O gece, komutanlarının emri ile havalimanında terör saldırısı var diye apar topar götürülüyor, orada bir saat kalıyor, darbe girişimini öğrenir öğrenmez kendi imkanlarıyla kışlaya geri dönüyor ve daha sonra kendi iradesiyle savcılığa gidip ifade veriyor. Savcı, onun ifadelerine inanıyor ve bu olaylarda bir suçunun olmadığını, kandırıldığını, yalnız “tanık” olduğunu söylüyor. Fakat ne var ki, Seldüz sonradan, kendi deyimiyle “aleyhinde hiçbir şey” olmamasına rağmen birdenbire “sanık” oluveriyor ve İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından müebbet hapse mahkûm ediliyor. Şimdi lütfen kendisini dinleyelim:
“(…) Bedri Bey ömrüm hayatım boyunca FETÖ ile hiçbir bağım olmadı. Ben askere gitmeden önce köyümde çiftçilik yapan çobanlık yapan bir insandım. Bedri Bey ben hiçbir zaman FETÖ’ye muhterem hocam demedim. Hiçbir zaman FETÖ’ye şiir yazmadım, hiçbir zaman FETÖ’ye gel bitsin bu sıla hasreti diye seslenmedim hiçbir zaman FETÖ’yle kol kola yürümedim ama yıllarca FETÖ ile kol kola yürüyenler FETÖ ile birlik olanlar FETÖ bizi kandırdı diyerek masum ve kahraman oldular ama hiçbir rütbesi olmayan ER hain terörist oldu…