Başta kadınlar olmak üzere, 'dezavantajlı' gruplar kaygı bozukluğuna daha yatkın

 

Cambridge Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, kadınların kaygı bozukluğu geliştirmeye erkeklerden iki kat daha yatkın olduğunu ortaya koydu.

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Independent’ta yer alan habere göre anksiyete bozukluğu dünya genelinde çoğunluğu 35 yaşın altında, her 100 kişiden dördünü etkiliyor. Araştırmaya göre Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da kaygı bozukluğundan mustarip olanların sayısı diğer ülkelere göre daha yüksek.

Brain and Behavior dergisinde yayınlanan araştırma, ‘ötekileştirilmiş’ gruplar üzerindeki yıkıcı etkisini anlamak için de önemli veriler içeriyor. Bir grup üzerindeki toplumsal yük arttıkça kaygı bozukluğu gelişme riski de büyüyor. Olağanın dışında sağlık durumuna sahip olanlar da kaygı bozukluğuna daha eğilimli.

Üniversitenin Toplum Sağlığı ve Özel Bakım Departmanı’ndan yazar Olivia Remes şunları söyledi: “Anksiyete bozuklukları, bazıları için yaşamı uç derecede zorlaştırabilir. Bu sağlık hizmetlerimiz açısından da ne kadar yaygın olduklarını ve en çok hangi grupların risk altında olduğunu anlamak için önemli. Tüm bu dataları bir araya getirince gördük ki kaygı bozukluğu tüm gruplarda görülüyor. Ancak kadınlar ve gençler daha fazla etkileniyor. Kronik sağlık bozuklukları olanlar da özel risk altında.”

Yoksun ve yoksulları daha çok etkiliyor

Kaygı bozukluğuna bağlı sağlık sorunlarının ABD’de her yıl 42,3 milyon dolara mal olduğu tahmin ediliyor. Avrupa Birliği’nde 60 milyondan fazla insan geçen yıl anksiyete sorunu yaşadı.

Kuzey Amerika’da her 100 kişiden sekizi bu sorunu yaşıyor ve bu dünyadaki en yüksek oran. En düşük oran ise her 100 kişiden üçünde kaygı gözlenen Doğu Asya ülkeleri. Yine araştırma gösteriyor ki kadınlar kaygı bozukluğu geliştirmeye erkeklerden iki kat daha yatkın.

Bir diğer veri de, Kuzey Amerika’da, Avustralya’da ya da Yeni Zelanda’da yaşayan yerli kültürlerin, uyuşturucu kullananların, sokak çocukları ve seks işçileri gibi grupların ve yoksulların kaygı bozukluğuna çok daha fazla kapıldıkları.

Cambridge Toplum Sağlığı Enstitüsü’nden Profesör Carol Brayne’e göre, “Kaygı bozukluğu hakkında yeteri kadar araştırma olsa da, bunun dezavantajlı grupları nasıl etkilediği ile ilgili olanlarını bulmak zor, ki aslında bu insanlar genel nüfusun riskin en yüksek olduğu grubunu oluşturuyorlar. Umarız bu boşluğu tanımlayarak gelecek araştırmaları bu gruplarla çalışmaya yönlendirebiliriz.”

Dünya Sağlık Örgütü: On kişiden birinin ruh sağlığı bozuk, depresyon küresel kriz yaratacak

Kadınlar, depresyonu erkeklere göre daha ‘makul’ karşılıyor

‘Sihirli mantar’lar depresyon tedavisine iyi geliyor