Barış Terkoğlu: Türkiye'de, devlet geleneğinde garip bir dönüşüm yaşanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çünkü Türkiye’de, devlet geleneğinde, geniş bir kesimin kabullenemediği, garip bir dönüşüm yaşanıyor…

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devrolan ve esaslı bir bürokratik geleneği temsil eden Hazine’de Albayrak ile beraber 20-25 kişilik, genç ve tecrübesiz bir ekip belirleyici oldu. Kimi Albayrak’ın okulundan, kimi çalıştığı Çalık Grubu’ndan kimi de arkadaş çevresinden geliyordu. Adeta küçümseyerek baktıkları kurum birikimini, sürecin hep dışında bırakıyorlardı. Öyle ki yıllardır Hazine’yi taşıyan bürokratlar, pek çok gelişmeyi, kamuoyuyla birlikte öğreniyordu. Sadece kadrolaşmadılar.

“Bürokratik oligarşiyi yıkacağız” sloganıyla gelen ve kurum geleneklerini küçümseyen grup, usulleri de değiştirdi. Bürokratların her kademede ince eleyip sık dokuyan çalışmalarının yerini, danışmanlar ve bakan yardımcıları eliyle yönetim kültürü aldı. McKinsey ilk değil.

Önemli kısmı aslında son 16 yılda, yani AKP döneminde, kurumda yetişmiş çalışanlar yerine, Oliver Wyman’dan Boston Consulting’e, Hay Grup’tan Deloitte’e şirketlere danışma alışkanlığı yeşerdi. Bu şirketlerin seçimi bile keyfi yapılır oldu.

Her gün “ben yeni danışmanım” diye gelenlerden hangi birini anlatalım?

Bir kongre merkezinde çalışırken bakan yardımcısının İnsan Kaynakları Danışmanı yapılan, kendisi KPSS’de 70 puan bile alamadığı halde “performans hedefleri” ölçümü yapanı mı?
Albayrak’ı Çalık’tan tanıyan, ancak brifing bile almaya gerek görmediği için Hazine bürokrasisinde kimin ne iş yaptığını bilmeyen, her belgenin altına “aksiyon alalım” yazan bakan yardımcısını mı?

Barış Terkoğlu’nun yazısı