Biz Binali Yıldırım’ın giderayak Meclis’teki garsonunu müşavir yapmasını konuşurken, Yıldırım’ın elinin değdiği bakanlıkta yaşananları konuşamadık. Bu sadece bir bakanlıkta yaşananlar. İçişleri ya da Adalet gibi eski düzeniyle devam edenler hariç, bugünlerde hangi bakanlıkla konuşsanız size aynı hikâyeyi anlatıyor. Erdoğan’ın şirket müdürü olarak atadığı bakanlar ile Türkiye’nin herşeye rağmen köklü bürokrasi geleneği birbiriyle karşıkarşıya geliyor.
Herhangi bir siyasi sorumluluğu olmayan, transfer edilmiş bakanların sözleri, siyasetçiler ile yaşamaya alışmış bürokratlar tarafından göz ardı ediliyor. Birkaç yıl önce hükümet medyasında “18 yılda devlete maaşının 16bin katını kazandırdı” diyerek övülen DHMİ Genel Müdürü gibi bürokratlar nihayetinde sahayı terk etmek zorunda kalıyor. Kimi zaman bürokratlar ile bakanların ters köşe olması Saray’a kadar taşınıyor. Erdoğan’dan başka tutunacak dalları olmayan atanmış bakanlar, Cumhurbaşkanı’nın arkalarında durarak ‘tekrar şans vermesiyle’ yoluna devam ediyor.