Barış İnce: Laikliği kazanmak zorundayız

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Afganistan’da yaşanan son gelişmelerden sonra laikliğin bir ülke için önemi yeniden tartışılmaya başlandı. Bu tartışmaya ziyadesiyle geç kalındığını söylemek zorundayız. Özellikle kimi çevrelerde laikliğin küçümsenen bir “yaşam tarzı” ekseninde ele alındığı, sınıf mücadelesi içerisinde konunun “küçük burjuva” talebi gibi değerlendirildiği bir gerçek. Laikliğin gelişi itibariyle de “tepeden geldi, zembille indi” gibi tanımlarla ifade edilmesi de tartışmaların bir eksenini oluşturdu.

Laikliği kazanmak zorundayız. Bunu hem ülkemizin birliği hem emekçilerin çıkarları hem de gençlerimizin geleceği için yapmalıyız. Daha önce de belirttik; dinsel, mezhepsel söylemler sınıf mücadelesinin üstünü örtüp zengin patronla yoksul bir emekçiyi aynı “dini dava” uğruna birleştirir, işçi sınıfını böler. Dinsel söylemin siyasetin dışına çıkarılması, sınıf siyasetinin önünü açmak için kritik önemdedir. Üstelik dinsel baskı yalıda oturana, Dubai’de içene, filanca yerde kumar oynayana dokunmuyor. Anadolu’da mezhepçi baskılara uymak istemeyen köylülere, bir maaşla geçinen ama kitap okuyan, tiyatroya giden emekliye; hem çalışıp hem okuyan, kendini geliştirmek isteyen öğrenciye dokunuyor. Ayrıca tarikat-cemaat ilişkileri siyasi hedefler kadar, ekonomik rant ilişkilerini de beraberinde getiriyor. Yolsuzluğun üzerini örtüyor.

Barış İnce’nin yazısı