Bu ülkede idamın lafı edildi, cümle içinde geçirildi, talep edildi.
Tehlikenin farkında mısınız?
İktidarın yöntemi yıllardır şudur: imkansız görüneni birileri telaffuz eder. Toplum hep bir ağızdan tepki gösterir. Bir süre bu öneri sessize alınır. Sonra öneriyi yeniden ısıtacak bir gündem ortaya çıkar. Bu sefer en yetkili ağızdan “Olabilir, neden olmasın?” açıklaması gelir. Toplum tepkisi ilk seferde bir nebze harcanmıştır, karşıt görüş biraz güçten düşer. Zira öneri artık ilk kez duyulmuyordur. Büyük şok etkisi geçmiştir.
Muhalifler yeniden “Böyle şey olmaz, kabul edilemez, geçen sefer de demiştik, geçen sefer de şöyle tepki vermiştik.” açıklamaları yapar.
Öneri masaya geldiğinde tepkiden büyük konuşulan başlık “Biz demiştik, böyle olacağı belliydi” olur. Haklı çıkmanın şehveti ağır basar. Öneri gerçekliğe dönüşür. Geçmiş olur hepimize ama geçmez de. Yani bu çekirge hep çok sıçrar, sonuncuda tam istediği yere konar.
Bu gidişat; başkanlık rejimi tartışmasında da aynı böyle seyretmedi mi? Daha dün gibi aklımda, ekranda “Burası Türkiye, o kadarını yapamazlar” diyenlerin sözleri. Başkanlık rejiminde bir tur daha seçileli bile 2 ay oldu işte.