Ayşen Şahin: Odaklanma süremiz sosyal medya yüzünden çok düştü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Odaklanma süremiz sosyal medya yüzünden çok düştü, kimi araştırmalara göre on dokuz saniye kimisine göre azami kırk, Bakan Göktaş’a göre sekiz.

Kitap okuma oranları düşüyor, sinemada hatta tiyatroda bile insanların eli telefona gidiyor.

Hafızamız da etkileniyor, beynimizin işleyiş şekli de.

Herkes mustarip bu durumdan, ben de.

Birbirinden bağımsız saniyelik içerikler nasıl oluyorsa birleşerek zaman algısını değiştiriyor ve günlerimiz kısalıyor.

İnsan ilişkilerimize de etki ediyor. Nostalji tutkumuzun bir kısmı da eskinin dostluklarına dair oluyor. Birbirimizi yargılamadan dinlediğimiz, birbirimizle dalga geçebildiğimiz, herhangi bir konu hakkında uzun uzadıya konuşabildiğimiz, zamanın bir aradayken hızlı aktığı ama her nasılsa uzun hissedildiği bir dönem vardı ve orada yaşanan diyaloglar senelerdir hafızamızda. Hem de dün izlediğimiz herhangi bir şey bugüne iz bırakamıyorken.

Bu hafta evde izlediğim bir film süresince, telefonuma uzanmadığımı, yerimden kalkmadığımı, su bile içmediğimi fark ettim. 

Öyle çok sürükleyici bir aksiyon, gözünüzü kırpsanız olayların akışını kaçıracağınız çetrefilli bir senaryo da değildi. Sakin, dingin bir film: The Room Next Door. Almodovar’dan.

Neticede, maruz kaldığımız seri, kısa, bağlamsız içerikler selinden sonra bir esere bir saat kırk altı dakika odaklanabilmek bile zihnimi açtı, uzun düşünebildim.

Yalnız bu yüzden bile aralıksız izleyebileceğiniz bir filme ya da elden bırakmadan bitirebileceğiniz sürükleyici bir kitaba bu hafta sonu vakit ayırabilmeniz dileğiyle.

Ayşen Şahin’in yazısı